31 Ocak 2008 Perşembe

yanakıma bi öpücük isterim(:




kırmızı rugan ayakkabıları olan bi kız gelmiş
kulağına eğilmiş bişiler fısıldamış
sen de onu önemsemişsin
cebinden çıkartmış sakız vermişsin
o da seni sevmiş
bi öpücük vermiş
bide gülümsemiş..

27 Ocak 2008 Pazar

iki yaka arasında kaldı kristallerim

kırmızı sarı pembe yeşil sonra güzel bir mavi
hayat çok renkli siyahlara beyazlara dalmaya grilerle idare etmeye hiç ama hiç gerek yok değil mi?

sonra bazen kıskançlığımdan kızsamda iki yaka arasındaki deniz her zaman güzel
ufukta bir ada görmesek de
yapayalnız bir adada ufukta gemi beklemediğimizi biliyoruz
ufukta göreceğimiz ufacık adaya ancak dinlenmek için demir atarız biz
..

boşu boşuna akıtma güzelim kristallerini,
bazen ben de üşüyorum yanaklarım ısınsın istiyorum ama,
utanıyorum sonra bir de kızıyorum neden hep güzel iki yaka arasında ki deniz?
ben ağlarken ben gülerken ben severken ben unuturken ben beklerken de böyleydi hep güzel,

elerimi ısıtırken başını omzuma koyacak birisi bu çayın yanna iyi gider
bir de fonda ah yandım izel çalabilir.

24 Ocak 2008 Perşembe

bu son olsun tamam mı?


hastayım, yalnızım, seni yanımda

sanıp da bahtiyar ölmek isterim

mahmûr-ı hülyâyım, câm-ı lebinden

kanıp da bahtiyar ölmek isterim




bir olmaz emelin düşdüm peşine

vuruldum hüsnünün şen güneşine

güzel gözlerinin aşk ateşine

yanıp da bahtiyar ölmek isterim




taliin kahrı var her hevesimde

boğulmuş figanlar titrer sesimde

o güzel ismini son nefesimde

anıp da bahtiyar ölmek isterim

20 Ocak 2008 Pazar

misafirlerimiz var:)


tatata taammm!!!




ailemize yeni eklenen sevimli bireye içten bir şekilde merhaba diyoruz yaşasın diyoruz


tebrik ediyoruz


oğlak burcu oldu Allah anasına babasına sabır versin demeyi içimizden ekliyoruz




ikinci süper hatta hiper haber isveçten


teyzoşum geldi ankarada şuanda


yaklaşık iki sene olcak neredeyse nasıl özledim lulumu, teyzoşumu, çırtlak cadımı


biliyor musunuz ben teyzemiçok severim en çok nermin teyzemi severim


nuray teyzam çok anaçtır onu da severim negül teyzem çok şekerdir çok misafir perverdir onu da severim


ama en çok ben nermin teyzeme benzerim


anneannemde bazen bana nermine bakar gibi bakar


annem alll işte nermin der:)


ikimiz de inantçıyız


o yengeç ben akrep


ne biliyim işte seviyorum






ben küçüktüm ufacıktım;


o zamanlarda bayılırdım oralara buralara gitmeyi nermin teyzem bekar daha ankaradan gelmiş bizde kaldı bir iki hafta gitme zamanı geldi


-abla ya firdevside götürsem dedi.


annem bilir ben ağlamam 4 yaşındayım ama alışkınım yada çabuk alışırım


yasin abilerin evine iki haftada bir gidip iki üç gün kalırdım mesala onların çocukları olmuyordu ama oldu şimdi neyse,


-olur canım da bunaltmasın sizi


-yok yok abla biz ona çok iyi bakarız gözün arkada kalmasın,,


kalır mı hiç ben güle oynaya gidiyorum büşde nurda orada burada kalamazlar bi kere büş bi arkadaşına gitmişti de ağlamıştı 10 yaşındaydı gidip almıştık


bak sen benim veletliğime nasıl da mutlu:)


yola çıktık ama benim şu çiş tutma huyum teyzeme az çektirmedi


yolun ortasında tarlalar iki kenar ben çiş diye tutturdum ama ne çiş


teyzem 17 yaşında teyze diyorum ama kızcağız utanıyor tamam falan diyor ama


ben en sonunda sıkılmışım demek ki teyzemin utancak tavırlarından gittim şöferr amcanın yanına;


-benim çişim var çek arabayı kenara.


millet gülüyor falan teyzem beni çağırıyor benim umrumda mı altıma yapsam iyiymiş ama


zar zor ikna ediyorum kendi işimi hallediyorum


neyse gittik ankaraya dayım karşıladı bizi o da bekar kucuşunda ki halim gözümün önünde


araba almış serçe miydi neydi


iki gün sonra bayram benim bayramlığım yok teyzem bana lacivert renkten bir jile dikmişti


bak şimdi durup ağlıcam ne severdim ölçtü biçti


baktı bana beyaz gömlek lacivert jile sevimliydim de şeker bişi olmuştum


ee sonra gezdik tüm bayram kurban bayramı


bide annemim süt kardeşi var süt teyzem sevil teyzem onlarda da kaldım savaş vardı oğlu onunla iyi oynadık


hayatımda ilk defa kelle gördüm ne ilginçti


hah sen tek başına ankaraya falan git sonra bide milletin evine orda da kal


akşamları dedemin sallanan sandalyesine otururdu dayım hoopp havaya atar sonra tutardı beni


düğme açmayı öğrendiğim dönem gömleğinin tüm düğmelerini baştan sona açardım


hah bide şimdi yengem ama o zamanlar dayımın sevgilisi olan ferda abla vardı


-dayına alıcam ben götürcem onu derdi


kıskanırdım denir mi parmak kadar çocuğa öyle şeyler


şimdi evin diğer iki ferdi anneannnem ve o zamanlar 13 yaşlarında olan negül teyzeme dair hiç bir anı yok beynimde,


lacivert jilemin siyah kopçaları bile hatırımda ama onlar yok ne biliyim benim kabahatim


teyzem işte o zamandan fethetmiş kalbimi bir de dans dans dans yapardı ne güzeldi..


işte şimdi o teyzemin dört tane yavrusu var aynılarından amcamında:)


negül teyzeminse ilki oldu oğlak burcu:)












18 Ocak 2008 Cuma

sana dair,


hayatın anlamına dair

senin varlığının bu hayatta bana kattığı güce dair

sonra yoksunluğundaki anlamsızlığıma dair

konuşasım yok biliyorsun ya sen

herşeyi o sebepten



sana dair diyorum

sadece sana dair

içerisinde sana dair olanlar; kalbimin,

elimin, sonra ruhumun ve beynimin

bilirsin ben birşeyi çok seversem onu ruhumla beynimle kalbimle severim,

ve içerisinde sana bakarken gözlerimin.



en kötü anımda belki gücümün başlagıcının yegane sebebi sesin

devrilip herşey üzerime kalkmamda ki tek desteğim ellerin

sonra bir gülücük bir gülücük daha sebebi sensin

herşeyin

gözlerin,



sen kim misin?

sen SÜMEYYE'sin




16 Ocak 2008 Çarşamba

from ırmak's home;


tipsiz daha ziyade tipini birilerine benzettiğim için yemediğim kurabiyeler eşliğinde ders çalışamadığımızı kavramamız çok güç olmadı ne yazık ki..

ama ben burada oturup saçma saçma şeylere gülmeyi seviyorum,


ben bu tekdüze sıradışı yaşamı seviyorum

ben bu halsiz halimi seviyorum


bırttırma bloğuna diyor başımda ırmak saçma bi yalan attım diye bayan

üstünü giymek zorunda kaldı bize geçicezde

resmen külotlu çorap giycemiş inanamıyormuş

tipik süm tepkisi oldu

şaşkın surat ifadesi ile;

Allah Alllahhhh tepki veremiyorumm

en sevimli tepkiyi verdiğinden bi haber aynı zamanda



herkes dersine abanmış deliler gibi ders çalışırken final zamanı

ben her iki satır çalıştıktan sonra

-yaa içime sanki bi bu dersten geçicekmişiz gibi geliyor..

-biraz ara verelim

-bak sayfa 50 ye gelince nete geçelim biraz diyor diyor diyorum..

bide bu ırmak kızmıyor sözlüğe yumulmama hehehee diye beraber gülünce

hazin sınav sonuçları..

pek de hazin değil ama ne yapiyim buraya bişiler yazarken Türkiyedeki bloglardaki depresyon havasına bürünüyorum

iyi iyi ya sonuçlarımız fena değil.


hah nerde kalmıştık tam diyordum ki

neyse yaa demicem bişi

ağzımdaki şıpsevdinin içinden çıkan kağıtta ne mi yazıyor


aşk...

love is..


...tekrar çocuklar gibi hissetmektir.

...feeling like kids,again.


aşk ne hissetirir ne hissettirmez bilmem ama ne zaman bu sakızı çiğnesem

fatih mini marketin önünde sakızının içinden çıkan tanışık olmadığı bir duygu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmuş, kandırılmış ama kandırıldığından haberi olmayan zavalllı bir kızcağız gibi hissediyorum, again..


bi çocukları bi de sakız kağıdını doğrulamak istemem ama aşıkları kandırmak çok kolaydır

bu sebepten çok para kazanır falcılar;

- bu sana döncek

-bu çocuk manyak seni seviyor, ne dedin sen buna üzülmüş bu


derler herşeyi bilerler:)


bir de bu saflarım, aşıklarım falım çiğnemedikleri gün arkadaşlarının çiğnedikleri sakızların fallarını alıp neyse halim çıksın falım derler bi güzel içli içli okurlar zamanın ötesinde bir fal çıkmassa(2006 da evlilik var sana) gibi genelde inanırlar.



daha hazini de vardır ki o da inanmayanlardır

oysa inansalar o ona geri dönecek

o onu manyak seviyor

tüm fallar gerçek

falımlar gerçek

nasıl mutlu olurlar neden mi inanmazlar neden mi?

çünkü;

böyle bir kara sevda

kara toprakla biter..


by zeki müren derim sadece



12 Ocak 2008 Cumartesi

bunu sadece aMa sadece sana yazdım.

tam kudurmuş odamı topluyor yatağımın altındaki ıvır zıvırları çıkartıyorken
kendimi birdenbire ansızın bilgisayara başında üstelik de salonda buldum..
artık sende herkes gibisin demek için az biraz minnacık zamana ihtiyacım var
bu zaman zarfında da kimselere ben unuttum tamam mı falan demicem
dersem mors oluyorum kabulüm
ağzıma tıkılan sözler o kadar fazla ki ne yapiyim uzun zamanımı alıyor unuttmak
bi de kimse beni özelden aramasın merak ediyorum umutlanıyorum üzülüyorum sinirleniyorum kızıyorum kendime..

bir de nadiren ama çok nadiren aklıma gelince özlüyorum mailimi açıp
tüm mailleri baştan sona okurken
keşke diyorum keşke
hayatta iyiki de demem gereken birkaç şeyim olsaydı keşke
içi vesvese ile dolu pazara giden anne gibi
acaba diyorum yemeğin altını kapatmadım mı
eve gidince orada yemek bulamamaktansa yanık bir tencere bulmak istiyorum
sanki birşeyler yarım kaldı
hayatta yaşadıkça arkamda koca bir çöplük bıraktığımın bir kez daha farkına varmak



insanlar bu denli üzdüklerini farkındalar mı acaba
inanmıyorum ben buna çivi çiviyi sökmez
seni merak etmiyorum incik cincik herşeyini öğrenmek istemiyorum
sadece aklıma gelince çok nadir özlüyorum
özlenecek neyi var hiçbir şey diyemem
ama özlerken özleniyor
neyi özlediğin umrunda bile olmuyor
bir bakıyorum elim gitmiş beynim gitmiş



çarem yok şansım yok..
zaman sadece birazcıkk zaman
geçici...

10 Ocak 2008 Perşembe

bugün hava güzeldi

portttttfoliiiioo diye başımızın etini yedikleri şey yüzünden sabahın erken saatlerinde kalkıp ne var ne yok ayıklayıp birde üstelik ırmaq'a fotokopi çekip bir cafede buluşup sonra assayleri temize çekip okulun yolunu tutsamda tonton teyze tarafından beğenilmeyen porrrrtfooliiolarımızla evin yolunu tutmadan önce bir güzel karnımızı doyurduk üstüne kahvemizi içtik eve geldik fizik çalışır gibi yaptık..
bizim akvaryumdaki balıklar çıldırmışmış öle dedi ırmaq hakkatten de ağızları ile taşıdıkları taşları birbirlerine, akvaryumun münasip yerlerine atıyorlar.


artık huzurevini andıran o camiiye gitmeyeceğiz bi gideriz kadının teki hesaba çeker sen neden annenin yanında değilsin der, bir gideriz kaloriferler yek vücut olmuş bünyeler bizi süzer,
sonra inleyenler, anlam veremediğimiz camii müdavimleri.
bugünde 60 yaş üstü konseyi vardı severim yaşlıları ama kendinlerini taşımayan şu halleri ile neden hepsinin elinde onlarca poşet var anlamıyorum sonra teyze neden oraları gırgılıyorsun.
neyse mihrimaha gidicez ama ırmaq'ın bir ricası var dönen kapı yapmaları lazımmış haklı da zorlanıyoruz.
bana hayranlıkla karışık bir hayretle baktığını görer gibiyim

bazen çok çaresiz kalıyoruz kabinde karar vermekte zorlanıyoruz nereye gitsek diye,
artık tüm cafeler bize içeriye sinek girmiş gibi önemsemeyen Kanaat'in beyaz gömlekli gözlüklü emekli öğretmen kılıklı garsonları gibi davranıyor, desemde siz bana aldırmayın bugün bize elma bile ikram ettiler elmaları çatalla yedi çakal 2..

Merak ettiğim birşey var müsadenizle kredi kartı geçmeyen Kanaatte neden ankösörlü telefon var millet evi arıyıpta nakit lazım bana desin diye mi?sadece bir istanbul masalında ki çiçeğin kocasına benzeyen sevimli garsonu seviyoruz onlarda bizi sevmiyor zaten.

demek ki dostluğa dairi okuyordum demek ben aradım tam o anda:)yeterince şımardım hakkını verdim pasta cidden lezizdi ırmaq'a da nasip oldu

odanda sen olmayınca o kadar da gelmedi bana ondan canım bile çekmedi.sınavlarımız bitsin bi bitsin.

A may gat ben neler
yapıyorum..

8 Ocak 2008 Salı

Aşk intikam kokan çiçek

Sessizce simsiyah solar gider

Kalbimde hançeri

Acıtır rüyamda

Veda çeker kürekleri ağır ağır uzaklara

Söner nefes verir gibi aşk

Yürür hasret dolu vagonları

Yanar orman olmuş kalplerde

Söner nefes verir gibi aşk

Yürür hasret dolu vagonları

Yanar orman olmuş yalnız kalpler

Unutulurmuş unutulurmuş

5 Ocak 2008 Cumartesi

mantar sote


eğer ki kardan korkmayıp burnumu çıkartabilse idim dışarı kamyon çarpacaktı bana buna eminim:)

anlayan anladı

etrafınızda ki her insanı maksimum önemsemeyin benden demesi

neden mi?

siz onların hiç umurlarında olmayınca üzülmezsiniz ben üzüldüm

ve futursuzca çok sevmek gibi bir hata yaptı iseniz bunu dillendirmek gibi daha büyük bir hata yapmayın

karşı cins ile ilgili olan sevgiden değil dosthane sevgiden bahsediyorum..

diğer türlü her türlü manyaklık yapabilirsiniz bunlar sadece ama sadece sizi çakal kılar..

çakallıktan insanların en yiğidi olmak için cabalayan çok insan gördüm mesala..

yok yok kimseyi rencide etmeyeceğim

ve birazcık çocukluk kaldı ise içinizde

bu kış karın tadına bakmanızı tavsiye ederim

öztavsiye idi

umursama sen beni




kırmızı başlıklı kızın alık yüz ifadesi ile soruyorum sizlere;

kalbiniz neden bu kadar küçük?

sen hiç bir zaman göremeyesin diye

gururunuz neden bu kadar büyük?

sen kendini hep benim kalbim kadar küçük gör diye,

peki madem beni yiyeceksiniz neden sorularıma cevap veriyorsunuz?

küçükken bizi bu masallarla uyutanlar gibi beni demi uzun bir süre uyutmak istiyorsunuz?

sen merak et de sor diye.

sormayacağım biran önce yerseniz beni kurtuluşa ermem hızlanacak?

sen ızdırap çek diye.

yediğiniz duygularımla gururumu, ümitlerimle sözcüklerimi bir de beraberinde beni kurtaracak birinin varlığıyla teselli buluyorum ızdırap ne kelime

ayrıca bu masalın sonu belli başı belli başka masalda hükmet bana şekerim yemezler..

3 Ocak 2008 Perşembe

umutlara sıkıca sarılmak..



sen sağırlaştıkça ben dilsizleşirim diye korktum..

ve uzun zamandır hep aynı duygu ile gezdiğimi farkettim
bir geleceği beklerken, olmadık bir anda arabanı üsküdarda görürken
gece yarısı özel numara uykularımı rüyalarımı bölerken,
derslere göstermelik girip aynı haftanın içinde farklı hastalıklardan rapor alırken,
dinlerken dinler gibi görünürken, susarken ama içten içe haykırırken,
zamanımı hep boş şeyler ile eksiltirken,
daima sat başında geçen zaman sayesinde her saatin dakikasına eşlik ederken gördüğümden
22:22 ye bile sevinmezken,
sonra vazgeçme çabası içinde gün gelirde üzülmediğime üzülür müyüm diye tereddütkar tavırlar ile,
hiçbir zaman anlamanı umut etmediğim bir duyguyu uzun uzun sana anlatmak için cabalarken de
işte bu duygu beni hiç yalnız bırakmadı yeri geldi klavyemi elimden aldı
zamanımı çaldı
ben senim dedi, senin içindeyim demedi de ben senim dedi
inandım mı
evet ne yazık ki her falıma bakana bile inandığımdandır belki.
sen sağırlaştıkça ben dilsizleşirim diye korktum
bloğumu açtıp sana yazdım..