tamı tamına cumartesinden beri sokağa çıkmadım,
yarın sınava gidemeyeceğim diye korkuyorum, kaptanmağaraadamınınkarısı gibi oldum evde,
o bişi değil odadan da çıkmadım,
yatağıma yapışmış bi şekilde ölü bulunmam inşallah,
çarşafı silkelersin adamım düşerim yere,
ama evimde köşemden size şarkı göndermeyi ihmal etmiyorum,
hoşçakalın mutlukalın..
miniciknot: şarkı yüksek sesle dinlenince daha bi güzel oluyor
27 Ocak 2010 Çarşamba
25 Ocak 2010 Pazartesi
"aklı olan bu havada sokağa çıkmaz" aytek
havalar kar kıyamet ya hele de bizim buralarda dizi aşan karlar var camdan bakmaya bile korkuyorum,
bir kar topu yapmışlığım yok ileride pişman olurum deyu şimdi çıkıp bir iki sıkıp geleceğim,
evde herkes üretime geçti, ayş etamin ile meşgul, hacer ve annem atkı örüyor, bense bu olayların teftişinden sorumluyum,
- kız seccaden nerde?,
-anne el değişikliği olmuş,
-ya burayı çok geniş almışsınız.
şeklinde bayan mudahaleyim, bu arada bir ben heveslenmedim, gerçi kimin işini elime aldıysam bırak bırak diye çıldırmasa benimde çorbada bir tutam tuzum olacağdı, ama olmadı..
asıl aklımı kurcalayan mesele bu değildi de lafı uzattım yine, yusuf pırasanın içindekileri uzun uzun çıkartmış sonra da abla bak ne yaptım diye gösterdi,
Allah selamet versin demem kalmadan, iki şiş biraz iple yamacımda belirdi o da lif örecekmiş,
lif ne ya taraftar atkısı beresi olsa yine gam yemeyeceğim de lif ne, ay bu yusuf çok duygusal diye diye annem çocuğu ne hale getirdi örsün örsün bi marifeti olsunda lif örmese bari,
laf nalaka ?
bir kar topu yapmışlığım yok ileride pişman olurum deyu şimdi çıkıp bir iki sıkıp geleceğim,
evde herkes üretime geçti, ayş etamin ile meşgul, hacer ve annem atkı örüyor, bense bu olayların teftişinden sorumluyum,
- kız seccaden nerde?,
-anne el değişikliği olmuş,
-ya burayı çok geniş almışsınız.
şeklinde bayan mudahaleyim, bu arada bir ben heveslenmedim, gerçi kimin işini elime aldıysam bırak bırak diye çıldırmasa benimde çorbada bir tutam tuzum olacağdı, ama olmadı..
asıl aklımı kurcalayan mesele bu değildi de lafı uzattım yine, yusuf pırasanın içindekileri uzun uzun çıkartmış sonra da abla bak ne yaptım diye gösterdi,
Allah selamet versin demem kalmadan, iki şiş biraz iple yamacımda belirdi o da lif örecekmiş,
lif ne ya taraftar atkısı beresi olsa yine gam yemeyeceğim de lif ne, ay bu yusuf çok duygusal diye diye annem çocuğu ne hale getirdi örsün örsün bi marifeti olsunda lif örmese bari,
laf nalaka ?
23 Ocak 2010 Cumartesi
eski resimler hep bir acı kokar

ben yurda gittim orada kaldım, evimi özledim,
benim yatağımın sol tarafında komidin var, telefonumu oraya koyuyorum onu özledim,
sabah mesela erken saatte biri arıyor ya ben normalde hep duvara dönük yatarım, böylr kafamı bile çevirmeden el yordamıyla telefonu bulup bazen ekrana bakıp bazen bakmayıp efendim diyorum,
bazen annem yan odadan beni uyandırmak için böyle taktikler uyguluyor bir kere benim param yok hastayım paraya ihtiyacım var hemen kalk bana para getir gibisinden bişi demişti yataktan frladığım gibi banyoya koşarken holde bana sırıtırken bulmuştum kendilerini, beni uyandırmış olmanın mutluluğu vardı gözlerinde,
ner neyse yurta iken özlediklerimdi konu,
bir kerem yangın merdiveninde binbir korku ile sigara içmenin tadı başka da olsa camımı özledim,
ahmetin kokusunu çok özledim, beni döndür demesini özledim, döndür döndür nereye kadar diyip kucağımdan yere bıraktığım zaman danayı bacaklarıma sarılıp yaaa son kez demesini özledim,
yusufun bimilyon var mı yaa markete gideceğiz biz diyerek odaya dalmasını, ona burası kız odası lan çık dışarı kapıyı vur tekrar gir bakıyım demenin hemen akabinde yanaktan makas alayım bakıyım demeyi özledim,
gitmeden önce son bi kez mailime bakmıştım, hep o dramatik anı düşündüm ahh keşke bilgisayarım olsaydı dediğim her saniyede,
sabahları songülün ben nezahatteyim demesini bile özledim,
anın her gün alfemo defteriyle, düğünüme şunları çağırmıcam ya ne gereği var falan gibisinden muhabbetlerini bile özledim,
nazire ablanın ay bu evin en sakini fir dedikten sonra annemin ay o ne yamandır sen onu bilmezsin diyip çocukluğuma inmesini bile özledim,
babamın iskambilleritoplayıp çöpe atır, amcam böyle kumara başladı benim diye içlenmesini her seferinde baba ama o yeni desteydi demeyi bile özledim,
özlemek çok garip bir duygu, böyle aklına geliyor düşünüyorsun, yokluğunu hissedip, içindebirşeyler oluyor bazen gözlerin doluyor sonra adı bunun özlemek oluyor,
ah bir görsem diyorsun, görüyorsun, gülüyorsun, arkanı dönüyorsun bi bakıyorsun özlüyorsun,
yada o kadar uzak geliyor ki özlüyorsun,
telefonu eline alıyorsun mesajı yazıyorsun, sonra siliyorsun biliyorsun özlüyorsun,
bazen asla geri gelmeyecek anları özlüyorsun, sonra özlemler içinde küçülüyor küçülüyor ya boşlukta kayboluyor ya kara delik olup seni zamanın bir yerinde içine çekiyor,
bazen keşke tarçının telefonu olsaydı arasaydım falan gibi ütopik şeyler düşünüyorum,
bana böyle salak şeyler düşündüren mal mal hayaller kurduran şeyin adı da özlemek,
kar yağsn yaa ne kadar uzun zamandır yağmıyor dedikten sonra üşüyüp eve sığındıran şeyde özlemek,
yani hadi ben salağımda özlemekte zaman zaman salak birşey,
havala soğuyunca insanlar soğumaz değil mi, insanlar üşür,
keşke insanlar hiç soğumasa sadece üşüse,
soğumuşsun sen demese kimse üşümüşsün dese, bi kahve içip ısınsa hemen insanlar,
soğuk algınlığı değil, üşütmek dese herkes,
hem neden alındınız ki hemen, üşüseniz daha iyi olur, ısınırsınız geçer,
uyursunuz geçer,
herkes umarım sınıfını geçer,
19 Ocak 2010 Salı
16 Ocak 2010 Cumartesi
7 Ocak 2010 Perşembe
6 Ocak 2010 Çarşamba
teselli armağanı

okuldan erkenden geldim, çünkü çok hastayım böyle nefes alırken sanki ciğerlerimin içi çakıl taşlarıyla doluyor,
ateşim var çok üşüyorum,
kulaklarım çok kaşnıyor,
midem bulanırken karnım çok ama çok ağrıyor, hiç ilaç almadım,
sıcak ılık birşey içmedim, mutfak masasının üzerinde bi parça kek vardı onu yedim,
sonra geldim bilgisayarı açtım müzik dinlemek için,
bir iki mesaj attım merak ettim,
babam hala gelmedi, çok özledim tarçını bir de babamı,
bir gün bir rüya görsem , ısmarlma rüya, tarçın birde ben,
gezsek konuşsak, ben anlatsam o gülse, o güldükçe ben daha çok neşelensem,
anlatsam ona, sonra sana bir sır veriyim mi desem,
biliyor musun böyle oldu diye herşeyi anlatsam, bana sormadıklarını anlatsam,
sonra eğer ben ağlarsam o minik patileri ile beni teselli etse,
ben ne zaman ağlasam yanıma gelirdi bana bakardı, biliyor musun o çok iyi halden anlardı,
ısmarla neşeli rüyama bile efkar soktum ama, işte sonunda o ben biri daha üçümüz kırlarda bayırlarda koşsak, koşup koşup yorulup kendimizi çimenlerin üzerine sırt üstü atsak,
gökkuşağı olsa ama yağmur yağmamış olsa,
sonra gündüz olsa ama yıldız kaysa dilek tutsak,
gökten eti puflar bonibonlar yağsa,
sonra kanatlarımız olsa uçsak, uçsak, uçsak...
arıyorum açmıyorlar, neden bilmiyorum,
kimse neden bilmiyor, kimse neden diyecek kadar cesur değil,
neden taşın altına elini sokan hep ben oluyorum?
yılanın soktuğu da ben?
4 Ocak 2010 Pazartesi
şimdi anladım
önce sen yaptın hiç mi hiç anlamadım,
neden kızdın neden öfkeliydin neden taştın hiç anlamadım,
ben kızınca anladım,
içimde kocaman bi sinir topu olduğu zaman, boğazımda bi yumru bakakaldığım zaman anladım,
sana kötü birşey olsun istemedim derken benim ne kadar bencil olduğumu düşündüğünü bile anladım,
erdemlilik yoktu lakin inan, dünyanın en komik kızı falan olmadım ben,hem de hiç
ama ben hep senden sonra senden geç anladım,
sana kızmam yersiz gereksiz biliyorum ama kızdığımda sana neden bana kızdığını anladım,
bir gereği olmalıydı, hayatta gereksiz birşey yoktu,
öldürmeyen acıydı büyüten bizi,
büyümek istemezken hemde,
insanın silemediği ve okunan bir geçmişi varsa, işte ona çok yazık demek gelmiyor belki şanslı olduğumuzun resmidir,
melaba ben pollyanna(salya)
neden kızdın neden öfkeliydin neden taştın hiç anlamadım,
ben kızınca anladım,
içimde kocaman bi sinir topu olduğu zaman, boğazımda bi yumru bakakaldığım zaman anladım,
sana kötü birşey olsun istemedim derken benim ne kadar bencil olduğumu düşündüğünü bile anladım,
erdemlilik yoktu lakin inan, dünyanın en komik kızı falan olmadım ben,hem de hiç
ama ben hep senden sonra senden geç anladım,
sana kızmam yersiz gereksiz biliyorum ama kızdığımda sana neden bana kızdığını anladım,
bir gereği olmalıydı, hayatta gereksiz birşey yoktu,
öldürmeyen acıydı büyüten bizi,
büyümek istemezken hemde,
insanın silemediği ve okunan bir geçmişi varsa, işte ona çok yazık demek gelmiyor belki şanslı olduğumuzun resmidir,
melaba ben pollyanna(salya)
3 Ocak 2010 Pazar
eşim dostum yastayım sanıyor, hastayım hiç kimse bilmiyor
burnum akıyor, sağ gözüm kımıl kımıl bademciğimde ve kulaklarımın içinde kaşımalar var, domuz gribi olduysam cümlenin devamını getiremedim,
işte olduysam ölerim,
işte olduysam ölerim,
facebook denen oluşumdannefret ediyorum bu nefretim katmerleniyor,
ama ayrıca facebookun bir yanı var ki beni, kendine çekiyor
her neyse bugün hava soğuk ve anlamsızdı türkiyenin istanbul kentinde
burnum akarken kulağım kaşınırken hayata konsantre olamıyorum,
ayrıca babamı çok çok çok özledim,
onu düşündüm,
bu esnada kulağım kaşınmaya devam ediyordu ne yazık ki,
hastayım ve buna rağmen facebook senden nefret ediyorum umarım birgün senden daha iğrenç bir oluşum senin yerini alır, ve ben o oluşuma hiç mi hiç üye olmam,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

bunu dinlerken mutlu ol