26 Mart 2008 Çarşamba

komşular, konuşulanlar

yazıma tavsiye vererek başlamak isterim bre dostlar;
fosforlu olsun klavyedeki harfler, gece gece post yazanlar için


songül ablanın eşi 15 gün yok, toplamış apartmanın çatlaklarını alem yapıyorlar,
maritler dumanlar, bide kızma birader(brother dan geliyor galiba:) yok mu nasılda sinirleniyorlar, büşün koca kadınlarla takılmasına anlam vermesken bide baktım aralarına biri daha katılmış,
Allahtan anahtarı aldım ve pijamalarımla kimselere yakalanmadan eve gelebildim..
ne garip hayat herşey



esasında birisinden bahsedecektim
ondan bahsederken o kadar cesur olmalıyım ki hayatıma aldığımı bloğuma yazacak kadar cürretkar olmalıyım ama çekiniyorum,
sana seni anlatmak zordur ama burda tanımadıklarına seni anlatmak çok futursuzca yapılabilecek bir aktivite

kendilerinin gözlerinde bazı bazı bir ateş belirir korkarsınız, bazen o kadar gözbebeğinizin(belkide yalnız benim(yada öyle olmasını umut ediyorum)gözbebeğime) içine içinin içine bakar ki beynimi görüyor musun ordan diyesiniz gelir.
sonra küçüktür elleri, ama kulakları oldukça keskin
kelimeleri eskitmekten korkar konuşmaz fazla fazla
farklısın der
yanyana iken uzak uzakta iken içinizde belirir
mesafe kavramının soyut olduğuna sizi öyle inandırır ki, bazen kendinizden bile uzak olmaktan korkarsınız
ufak ufak çocuksu numaralrı vardır, tavlada insanları yenmek hobisidir dalga geçer yendikleriyle ama siz ona kıyamazsınız
asla ona içinizdekileri söyleyemeyecek gibi bir hislebazen sürünür bazen de hükmünü sürersiniz
belirsizlikleri sever, anlatmaz ama anlattırır kendinizi
bi bakarsınız o dinliyor siz anlatıyorsunuz
gereksizlik diye bi kavramla tanışırsınız, çünkü gereksiz yere birşeyler yapmaktır en büyük korkunuz
bazen gölgesinin bile gölgesi olabilecek kadar toprak
bazense taş odun olursunuz karşısında,,
ama o iyidir onu ona anlatmayın
onu yaşayın, paylaşın


futursuzca yapamadım, senin tezatlıklarını anlatırken kendime yan çizdim sen bana farklı dedin ama..
şimdi seni bloğuma, hayatıma aldım,
gidersen silmem bu yazıyı, ama anılarım olur yedi tepede gökyüzünün kapladığı her yerde sana senin tezatlıklarına dair...
ve onları silmeme yardımcı olacak dostlarım,
hepsine selam ederim,

23 Mart 2008 Pazar

nişan al!!! ve atışşş


biricik kuzenim esranın nişanı için hazırlanmadım uykusuz halime iki kalem çekip gözüme evden çıktım,

etrafımdakiler eminim yanlış anlamışlardır

ne biliyim sıkıldım galiba neyse, gittik oturduk yine ortam bücürlüğü yapmak bana düştü hiç de ders almıyorum dünden bilenem:)

neyse ortamı şenlerdirip geldiğimde birde ne göreyim arka masadaki fatih abinin kayınpederi (dünürler) bayılmaz mı ama ağır çekimde arkamı döndüğümde amcanın gözlerinin yavaş yavaş kapanmasına şahit oldum kızları -baaabaaa babaaaa

diye bağırdılar ben tuttuğum gibi ahmetin kolundan yallah dışarı etkilenemesin bebeğim,

yinede babamın kucağından kalkmadı

ardından baaabaaa diye bağıranlardan biri bayıldı

ortam şebekliklerim hız kazandı resimler çekildi eve gelindi



esasında ben daha eğlenceli bişilerden konuşmak için geldim taaa buralara kadar ama sizin enerjiniz bana bulaştı

ne oluyor canım bu ilkbahar havasında bu miskinlik

doğrusunu söylemek gerekirse bende kasvetliyim bu aralar gülmem an meselesi ama ağlamaya da elverişli bu topraklar

kalbimizi tartabilen bi yürekli varsa rica etsem kalbimi tartsa bu kadar sevgi şuna şunu özlemişsin sevmişsin nefret ediyosun kıskanıyorsun falan dese kendimi şu koca düğümlerin arsından bulup çözmek zorunda kalmasam

yok mu aranızda böle biri?


16 Mart 2008 Pazar

leblerimle,,

acıyı derdi kederi seven bir halimiz var
ve her daim şu hayyata kaybedecek onlarca şeyimiz
ben genelde kaybedeceklerimi düşündüğüm için kaybederim bunu bildiğim halde cimriyim
sevgimi belli ederken, edemezken

bahar gelmiş, hava güzelmiş
gülün efendiler
gülelim
toplaşıp hep beraber gülelim





martı martı kadar seviyorumm

12 Mart 2008 Çarşamba

yalnız japon balığının tek dostu yavru kediymiş

senin ucurtman oldu mu hiç göklerde özgürce ucan,
kuyrugunda hayallerin olan,
çıtalarını sevimli marangoz amcanın gülerek sana verdiği,
babanın yaptığı,
ipini ayarlamakta zorlandığın
kimsenin eline bile vermeye kıyamadığın
uçurtmanı tek başına bıraktın mı gökyüzünde,
sonra uçuşuna hayran hayran baktın mı?


senin hiç uçurtman oldu mu
kuyruğu uçarken kopan,
jelatinleri bir kuşun gagası tarafından parçalanan,
çitaları yere çaklırken ayrılan
senin uçurtman oldu mu
tekrar kuyruğunda hayallerin olan,
ve her seferinde ona benim uçurtmam güzel uçar dedin mi?


kırmızı rugan ayakabısı olmayan birisine
elma şekerinin tadını anlatmak için
gözlerini kocaman yapıp dilini dışarı çıkarttın mı
senin uçan balonun seni terkedip patlamayı göze aldı mı
ardından beni patlamayı göze alacak kadar mı
sevmiyordu diye düşünceler seni aldı mı
patlamış mısırların herbiri
seninle konuşan arkadaşların oldu mu ki onları yemeye kıyamayasın
sonra ansızın hayatının bir anında
birden burnuna eski kokular gelip
seni ağlattı mı
eski yastığını özledin mi
eski yatağını eski hayatını anımsarken gülümsedin mi
boynunu kırtlatamadığın kadar küçükken
her boynunu kırtlatana hevesli hevesli baktın mı
sen hiç yalın ayak çimlere bastın mı
gökyüzündeki yıldızları yüze kadar saydın mı?
hayat elini sıkıca tutup seni karşıdan karşıya geçirdi mi
yarınlar seni sevip, okşadı mı?
hayaler sana gülümseyip göz kırptı mı
umutlar saklambaçta sana hemencecik sobelendi mi?
uçurtman güzel uçtu mu bu sefer

kırmızı rugan ayakkabıların da seni çok mu özledi?

5 Mart 2008 Çarşamba

ben tanrı misafiriyim!!


pazarcıların pazar sonrası giriştikleri toplama telaşı gibi günün yorgunluğuna rağmen eli mahkum
yookk yokk işte öyle değilim,
bi sevinç bi mutluluk ki sormayın içim içime sığmıyor
bahardan mı? olabilir:)
kinayeli miyim?
o da olabilir:)
kırmızı rugan ayakkabılarımla mutluyum ben:)
üstelik yirmi yirmiyi gördüm yirmi yaşımda:)
sizde yaşınızın saatine bakınız canım kıskanmayın bakın nasıl mutluluk aşılıyor ancak ve ancak bu zevk 23 yaşına kadar:)büyüdüyseniz bişi yapamam ama hissetiğin yaştasın diye bir aforizma var destekle derim
dağa yazacaklarım var bitmedi;
kim benimlen piknike geliyor erik çıktığı vakıt
işte o vakıt(çetin tekindor edasıynan deyiverdim)
evimin çatı katını ondan etkilenip ona bir oda ver dediğinden ötürü ona verdim,
bodrumu da verdim gitti kavuşamasınlar deyü
aralarda bizim olsun tatlı yuvamız olsun:)
arada otuz iki kat yok yani yanlış anlamayın
iki katcık


keyfimiz keyif miydi evet ayakkabılarımızı çıkartık uçurumdan aşağı salladık
karga ırmağın kekini çalınca -şarkı söylesene bize dedik söylemedi hayın, gözüm kalmıştı ama:)
süt marit simit ohohhh biz kimleri yemedik ki bugün afiyet bal şeker olsun iki tubanın arasında taksiye bilenem bindim ben
ve bunu şimdi farkettim neyseki bu ikili sık sık biraraya gelecek
bu mu beni mutlu eden evet, hiç bir baskı altında kalmadan evet

velhasılı kelam ben mutlu muydum evet beni dinlediler, sevdiler mi evet

sarı laciverte, denize sonra bir de etrafımı sarıp sarmalayan havaya havamıza selam olsun

layylayylayy



(:ilk defa bu bloga birinci çoğul şahız olaran post gönderdim laf aramızda:)