27 Ekim 2010 Çarşamba

ne mi hissediyorum?


birkaç gündür yatak döşek yatıyorum, salya sümük durumları hakim,
bir iki kitap okudum,
üç dört rulo tuvalet kağıdı bitirmenin burnuma verdiği zararla yüzümü buruşturup durdum,
c vitaminin fazlasını zırt pırt tuvalete giderek atacağımı bilsem de vitamin vitamindir düşüncesiyle depolamaya bile çalıştım,
oysaki suda eriyordu b ve c vitaminleri, ağzımıza attığımız anda eriyordu,
canım vitaminlerimiz, mide nedir birçoğu bilmiyordu,
ben ne yaptım onları depolamaya çalıştım,
yine anlamsızca uzun bir ömür biçtim onlara,
ne mi hissediyorum, bıkkınlık,
merhametsiz, sevgisiz insanlardan bıkkınlık,
kalıplara girmekten zevk alanlardan sıkkınlık,
ve biraz kendime dargınlık,

çok hastayım buçuk olsun ilacımı içip yatacağım,
boğazım düğüm düğüm,
böyle ağlamak istemiyorum, ahmete bakıp gülüyorum, sonra kendime kolye aldım onu takıyorum mutluymuşum gibi oluyorum, mandalinaları parmaklarıma takıyorum, kestane ısıtıyorum, camdan bakıp pisi pisi yapıyorum kedilere,
ne hissediyorum biliyor musun?
içimde bi boşluk, asla ısıtılmaz bir duvar, bir soğukluk, ve ne zaman biteceğini bilmediğim bir çölde susuzluk, yorgunluk..

-ne hissediyorum biliyor musun?
hayır bilmiyorsun



15 Ekim 2010 Cuma

çok özledim

inan ki özledim,
kafiyeli yazılar yazıp bunları sana ona buna ithaf etmeyi
gözlerde yeni yeni heyecanlar görmeyi
uzun yolculuklarda verilen molalarda ki yalnızlığı ve bir o kadar kuvveti
midemle göğüs kafesim arasında bi garip duyguları özledim,

yalvarıyorum kışın yazı, yazın kışı özlemek gibi olmasın diye
sonra pişman oluyorum,
çünkü hayat boyu özlemlerle yaşanmaz diye
sahi hayat boyu ne ile yaşanır?
cevabını bile bilmiyorum,
ben sanki hiç büyümüyor hiç uslanmıyorum.