30 Haziran 2009 Salı

210 kayıt numarası


29 haziran

iki bin dokuz


herşeyi çıkar ikiyi 9u sonra geriye iki tane sıfır kalıyor içlerine nokta çiz

altlarına virgül virgül yap

sonra otur ona baka baka ağla...

28 Haziran 2009 Pazar

izmarit

parmak ucumda kalan izmarit kokusu gibisin,
yandın tükendin dudaklarımda
ve söndün kül tablasında,
ama hala kokun parmaklarımın ucumda
sinmişsin parmak izimin kıvrımlarına gitmiyorsun bir yere..






25 Haziran 2009 Perşembe

şakaklardan başa doğru yayılan ağrı paha biçilmez


değişik değişik rüyalar görüyorum ne uyuduğumdan ne uyandığımdan bişi anlıyorum,
en son niz ile çok dik bi yokuştan çıkıyorduk,
sonra işte sınıftakilerin yanına gidiyorduk,
sol kulağım çınlıyor,
beni konuşan kötü konuşan,
gel yüzüme söyle anacım, derdin ne benimle,
beni aynı eskisi gibi deli sanıyorlar,
valla ben büyüdüm, inanmayan suratıma baksın, eskisi kadar çok gülmüyorum,
feyzullahın dediği gibi gereksiz bir neşem var,
insanları konuşmadan anlayabiliyorum,
daha çabuk yoruluyorum,
belki ummadığım kadar büyük tepkiler veriyorum,
ama hep içimden veriyorum,
endotermik tepkimelerin adamı oldum,
birde çıkıp bunca hengamenin içinde hayatımdan sıyrılmak isteyenler,
olmuyor mu olmadı mı takatim kalmadı,
haklıyı savunmasını bilmeyenler susmadı mı sabrım kalmadı,
kime neden saydırıyor diye düşünmesin kimse ben bile düşünmüyorum..

19 Haziran 2009 Cuma

yok bişi

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

victor amca

17 Haziran 2009 Çarşamba

ay bayılazaım,

kendime kiralık katil tutmama az kaldı, bitirin ulan işimi, kafamdan vurun, temiz olsun,
delil bırakmayın, yakalanmayın, beni de tanımıyorsunuz,
parayı iş bittikten sonra cebimden alın,
öldürün beni

15 Haziran 2009 Pazartesi

sen

sen kalan birisine git dedin,
sonra da beni sınarmışçasına dünden razıymışsın diye ekledin,
neden neyi niçin sınadın, neden git dedin,...

deneme-b1r

"korkar mısın bazı bazı bazılarından "diye sordu, korkuların üzerine üzerine giderim, ben çok cesurum dercesine başını ileri doğru götürdü üstelik, esasında karşı taraf kendini duymadığı zaman yaptığı bu davranış, bedeninin ondan habersiz konuşan sessiz diliydi,

kimseden korkmam diyemedi, geri çekildi, avuçlarının içinde birşey saklıyormuşçasına ellerini sımsıkı tuttu, sanırım sorusundan korktu,
bazen ukâla cevaplar verir, küstahça gülerdi, bazen geçiştirir samimiyetsiz bir iki gülümser kafasını çevirirdi insanlara, cevap veremeyip güldüğü, imalı imalı baktığı da olmuştu, kafasının yerçekimine yenik kıvrım kıvrım boynuna ağır geldiğini farkedip, biraz toparlanamak istedi ama kaçamadı ve kaçamazdı,

evet korkağım, ve korkarım, bazen sırf bu yüzden susarım, bazen kaçar, bazen kalırım bütün etkisizliğimle, ve belki kimseye korkar mısın diye sormadım, senin kadar cesur olmadım,

dercesine gözlerine baktı, iki çift göz arasında geçen bir muhabbetti olan biten neden bu kadar düşündüğü bile anlamadı,

10 Haziran 2009 Çarşamba

bencil ama evcil

telefonum bozuldu oysaki ne çok severdim onu,
sınavlarım gani gani üzerime üzerime saldırıyor,
sürekli bir söylentiler,
songül ablanın elektrik faturası 765 tl gelmiş diye koştur koştur tedaşa gitti,
dünya ısındı anacım en azından bizim yarımküre,
alt konuşunun oğlu berk yine kulağına pamuk tıkmış neneler gibi müziği son ses açtı,odanın orta yerinden delik açıp tükürmek istiyorum beeeerk Allah seni napmasın emi,
hayatımın en güzel en acıklı düşüncelerini dolmuşta düşünüyorum,
mesela sevdiklerim ölmüş,
çocuklarım annesiz kalmış,
deprem olmuş bişiler olmuş,
okul bitmiş kep atıyorum, bazen ağlamaklı oluyorum bazen de şebelek şebelek gülüyorum,
üşeniyorum ama okula gitmem gerek,
ben bu yaz bronzlaşmak isterken yaz okulunda sürüneceğim off offf


ben bu ekremle savaşmak istemiyordum,

nizin bebeklik resimleri çok ama çok şirin bir tanesinde ikimiz aynı karedeyiz,
bundan 11 yıl önce işte ufağız ikimiz,
ne garip, büyüdük mü biz, kirlenmesin dünya

3 Haziran 2009 Çarşamba

saatime toz kaçtı


clem: joel.. joel: efendim mandalinam..
clem: ben çirkinmiyim?
joel: hayır..
clem: çocukken çok çirkin olduğumu düşünürdüm.. bence insanlar çocukların ne kadar yalnız olduğunu anlamıyorlar. sanki hiçbir önemi yokmuş gibi. sekiz yaşındayken oyuncak bebeklerim vardı.. en sevdiğim bebek clementine adını verdiğim çirkin bir bebekti. ona 'sen çirkin olamassın güzel olman gerekiyor' diye bağırırdım.. çok ilginç.. sanki onu değiştirebilirsem ben de değişecekmişim gibi..
joel: sen çok güzelsin.. çok.. güzelsin..
clem: joely.. beni asla bırakma..





bazen herşeyi ama herşeyi silbaştan yaşamak isterdim,
söylemek istediklerimi söyler, dilediğim tepkileri verirdim,
ağlama istediğimde ağlar komikti ama gülmedim demezdim,
çok sinirlendiysem sana meşrubatımı üzerine döker sonra gülerdim,
kollarını cimcikler morartır ama severdim,
haklısın demeyi bilir, hatalıyım derken hayır değilsin demeni beklemezdim,
belki sana daha çok vakit ayırır daha çok anı biriktirirdim,
anılarımızı yazar okurdum,
hiç yazmadım, senin el yazını bile bilmemek kötü,
ben söyler sen yaz isterdim,
çok çok fotoğraflarını çeker, sonra power point sunusu bile yapardım,
ne acı ki dakikalar maroton koşusundalar gibi sanki hep, konuşyorlar ve finale ulaşmaya yakınlaştıkça bizi yorulyorlar..
seninle yaşadığım sıkıntıları bile tekrar yaşamak inan kötü değil,
daha sabırlı olurum hatta belki,
sana kızarken gözlerine bakarım o zaman kızamıyorum, beraber güleriz,
neyin gururunu yapıyoruz derdim sana kızardım uzatmayalım üzmeyelim,
üzülünce daha çabuk ölürüz bile derdim,

öyle bir hayat ki reset tuşu yok pause yok,
herşeyi yaşarken düşünmek gerekiyor,
oysa ben durup düşünmeyi seviyorum,


en az baz istasyonları kadar zararlısın zaman,
üzüyorsun zaman zaman