27 Mayıs 2009 Çarşamba

lık lık


neler sığar bir kalbin içine,
sevgi değil sadece,
kin ve nefret girebilir bence,
kıskançlıklar hırslar kol gezebilir özgürce,
özleyebilir insan en çok da kalbiyle,
neler sığar bir kalbin içine,
kirli kan ve temiz kanın hariciyetinde,
seveceksen kalbinden sev, sevmeyeceksen nefret et benden,
gözünden kalbin görünüyor haberin yok..
ben görüyorum..

24 Mayıs 2009 Pazar

rüyamda


rüyamda gördüm ki şimdi ben, deliler gibi elmalı turta yapıyorum hepsi de ratçınlı kimisine mantar şekli veriyorum,
pudra şekerine banıyorum,
elmalı harcından bitmesin diye yemiyorum,
uuff keşke yeseydim manyak canım çekiyor böyle bir tat olmazdı böyle bir koku yok,
uyandım elmalı turta elmalı turta diye çıldırdım şu saat oldu ağzıma elma kırıntısı girmedi,
bu bloğun feri firi gitti farkındayım ne zamandır, böyle melankolik yazılar bile yazasım yok onlar eskidendi
ama hayatımda ki su götürmez gerçekler var bazı bazı onları yazayım,
sevdiceğim hayatta gördüğüm en komik insanlardan,öyleki arada bi şakayla karışık bi kafa gömerim sana falan diyor, bi keresinde boğazıma su kaçmış boğuluyorum karşımda oturuyor arkasına yaslanmış "helal helal" diyor az kalsın ölecektim,

geçenlerde de benim mal gibi film anlatasım geldi bi film anlatayım mı sana falan dedim dedi ki yes mani anlat ben de jim carey mimiklerini de yapamassam da böyle anlattım,

sonra dedim ki "akıllım iki kere sinemasına gittim ezbere biliyorum filmi"
kiminle dedi muzip muzip gülüyor,

bi keresinde bununla gitmiştim komik insan, kılçöz baştan sona anlattırdı filmi kendimi aldatılmış kandırılmış gibi hissettim :p


bazı bazı ben çileden çıkarsa da kendileri saçına sakız yapıştırasım gelsede yapmıyorum helal helal neme lazım kafa falan gömer başımdan geçen acıklı hikayeyi kendisine anlattırır korkuyorum öğretmenim...

elmalı turtalar aklımdan çıkmıyor, elmalı turta yemeden ölmemek temennisi ile pazarları hiç sevmem güzel pazarlar dilerim,




17 Mayıs 2009 Pazar

neden?

sabahtan akşama kadar hiç gülmediğim birgün bile yok,
oldu veya ben hatırlamıyorum neden
yada hatırmalamak istemiyorum neden

gündelik hayat teorilerine bakılırsa tüm kötülükler ardın sıra gülerek gelir herşeye inat,
neden
en kötü zamanlarda insanın aklına nereden gelir müzik dinlemek
neden gelir
her zaman daha da güçlü olmalıyız neden,
neden nalları dikip yolun ortasında, hayatın en çekilmez yerinden teslim bayrağını çekemiyoruz
yada ben neden çekemiyorum,
neden hapşurana çok yaşa diyoruz,

neden üzgünken destek bekliyoruz, neden
başkalrının sormasını istediğimiz şeyleri bi bize soruyoruz,
neden tabu oynarken gülüp,
kimsenin olmadığı yollardan yürürken birirmize bakıpsorular soruyoruz,
nerden biliyoruz ne zaman güleceğimizi mutlu olacağımızı, nerden anlıyoruz üzgünleri nerden anlıyoruz mutluları,
neden anlıyoruz ki bazen çok gereksiz,

bazen ayağa kalmak için neden birilerinin bize ellerini uzatmasını bekliyoruz,

neden itaat edilmek istiyoruz ki,
ölmeyecek miyiz sanki,

13 Mayıs 2009 Çarşamba

behlül tarçın kalp fir anne

tüm blogları okuyorum okuyorum yazmak için girdim üstelik yazamıyorum,
behlül yanımda uzanmış uyuyor uyanıyor arası, bilgisayarın üzerine çıkıp uyumaya bayılıyor,
uyuyunca da kıyamıyorum,
hani bu camii önlerine el kadar bebelerini bırakanlara anla vermeye çalışıyorum onun güzel suratına bakarken,
masum çapkın arada bi çapkın çapkın benikeserken yakalıyorum bende ona şahika bakışlar atıyorum seviyorum ben benimkini..
uyanmasın diye yatarken kaç gecedir kendimi kastığım kadar hiç kasmadım, bi kere yanlışlıkla tekme atınca böyle oluyor galiba, kolumu elimi tırmıklasa da ayak parmaklarımı ısırsa da annelik başka yav..
pabucumun annesi olsam da o bile başka,

şimdi ateşi var bıdıklığın, ben de hasta gibiyim beraber dinleniyoruz,
manyağı oldum ben bu ufaklığın ıssız bir adaya düşsem yanıma behlülü, mamasını bir de tarağını alırım işte o kadar..




10 Mayıs 2009 Pazar

plan dışı hayat yaşamak

hep plan dahilinde olmayan şeyler yaşıyorum ben, çünkü hiç plan yapmam,
öyle gelişi güzel yaşıyorum
mesela şu anda meryem adlı dershane arkadaşımla çok samimiyetsiz bir şekilde emesenden konuşuyorum,
samimiyetsiz dediğim yanlış anlaşılmasın ama plan dahilinde değildi ve çok soğuk ee şu nasıl ee bu nasıl diye soruşuyoruz, ikon falan kullanmıyoruz,

plandışı hayat yaşamak güzeldir mesela bir anda hiç ummadığınız bir yerde hiç ummadığınız bir insanla taş sektirebilir, bir anda kağıttan gemi yapabilir, mutlu olabilirsiniz,
bazense hiç oturmak istemediğiniz bir yerde sıkılabilir, dinlemediğiniz belli olmasın diye sadece gülümseyebilirsiniz...

plan dahilinde yaşamadığım için çantamda siyah elektrik bantı bile var böyle düşününce aklıma bu geldi,
severim aslında beni kısıtlamayan sınırlandırmayan şeyleri uyumsuzluğun uyumu, düzensizliğin düzeni gibi tanımlamalarım vardır, uyumsuz entarileri severim, mesela bizim sınıfta zesra diye bi kız var kırmızı giyse gözüne kırmızı far sürüyor, hatta geçen sarı far sürmüştü,en gıcık olduğum şey, sarı kırmızı farlar, nalaka demeyin çokalaka,
uyumlu olmak uğruna palyançoya benzemesin kimse, oysaki o kırmızının üzerine hafif mavi makyaj yapsaydı negzel olurdu, yapmamış, aman neyse bizene uyumun uyumsuzluğu,

nereye bağlayacağımı şaşırdım cidden şu anda etrafa behlül gibi bakıyorum..

bide bişi varki beni benden alıyor, buna ayrı bir yazı ayırmak istiyorum trip konusu,
bikerem herkes herkese trip atamaz şöyle biraz çekici olmalı trip atılacak zavallı kişi,
yumuşak yüzlü olmalı ki tripe ters tepkiler verip rest çekmesin,
anlayışlı olmalı ki trip attığını anlasın,
sizi önemser olmalı ki neden neden diye sorsun,
alçak gönüllü olmalı ki hata yapsada yapmasa bir adım atsın,
iyi biri olsn ki gönlünüzü alsın,
işte bu konuda çok kötü bir tablo çıkıyor ortaya,
eğer ki çekebilen, yumuşak yüzlü, anlayışlı, önemser, alçak gönüllü ve iyi olmak demek triplerle yaşamak demek,


nefret ediyorum tripten hayatımdan dakikalar saatler günler çalmasından, adam gibi konuşmayı bilyorsa insan ki normal insanlar bu oayı 3 4 yaşında çözüyorlar konuşabilmeli, anlatabilmeli, ve ders olsun diye surat yapan birkaç kişinn suratına kezzap dökülmelidir, böyle bildiğin kezzap!

o surat buruşmasın sakın,


birde hayatından insan çıkarmak zor da olsa güzel birşey, böyle siliyorsun falan her erişim noktasından sildikçe için rahatlıyor, bi temiz dövmüş gibi oluyorsun, şu keyifteki pınarı dövmüş, obabaşından ödünç yüzük isteyip bu olaya girişmiş gibi ama sildim gitti hayatımdan onun hayatında kalan insanlara bile üzülmüyorsun, ne kadar da gereksizmiş diyorsun, bir kaç keşke diyesin oluyor, ufacık beyinli haddini bil, hatta git demek gibi ve bazı şeyler varki,

kalp damarlarımın daralmayacağını ve beni kötü birisi yapmayacağını bilsem nefret ederdim dedirtiriyor ama ben senin yüzünden çirkin bile olamam, sana benzeyemem ki

9 Mayıs 2009 Cumartesi

sen gel ben gitmeyeyim

ıssız adamın hayatını yaşayıp yaşayıp uzak diyarlardaki annesine zor be anne zor demesi gibi bişi bu yaşadığım, düpedüz şımarıklık..
hiçbir yere ıssız adamdan imare bırakmak istemezdim, nefret ettim insanlardaki eski sevgili sendromuyla iç içe girmiş ıssız adam sendromundan, donuyorusun ölüyorsun, haberin yok, falan filan..

196. yazım olacak olan bu yazıyı kedime armağan ediyorum, adı behlül tarçın ben ilk ismini tercih ediyorum babam ve ailenin diğer eşrafı tarçın diyor.. ne zaman yatsam gelip yanıma kelimenin tam manası ile kıvrılıveriyor, yağuşuklu mu yağuşuklu yada bana sevdiim için öyle geliyor, tüm sevdiğim insanlar öyle benim çok güzeller çoj yakışıklılar hatta burnusu büyükse fotojenik akıllım çok güzel, kulağı büyükse çok keskin kulağı var akılllım, eli kocamansa şefkatli, küçükse sevimli, sevdiğim insanları işte seviyorum ne yapayım,

ne zaman saçmalamayı keseceğim tamam işte öyle, uykum var, ırmağı arayacakken uyuya kalmışım, aradım uyumuş, sesi iyi gelmiyordu, keşke hiç banyo yapmasaydı,

haydi iyi geceler , iyi bakın kendinize,

5 Mayıs 2009 Salı

veresiye veren gariban bakkal

bu havada gidilmez güneşli günde gidilmez aslında hiç gidilmez...



yazamıyorum uzun zamandır ama bu zaman zarfında düşündüm, bloğumda duyguları elden geçirmeye karar verdim ki tam,kuzenim halam hayatımı kapsadılar, telaşelerim oldu, yorgun düştüm, mutsuz oldum mutlu oldum,kedi alma kararımızda emin adımlarla ilerliyoruz herşeye rağmen, kedi alacağız,ırmağın ablasının bebeği oldu ama ismi yok beyfendinin; ben kedime bile isim bulmakta oldukça zorlanırken bir insana,isim vermek gerçekteb zorolmalı diye düşündüm, kızım olursa çilek oğlum olursa erik, mevsim meyvelerinden gidelim, elma ve portakal, tarçınla isot diye devam eden bugün doğanlara gotik isimler önerelim,kekemecan ve gevezegül olsun,
duygular duygular dedim aklıma bizim sınıftaki duygu geldi, şimdi bu kızın askerde sevdiceği var, parmağında da yüzüğü var,babası ve yavuklusu internet ortamında web cam aracılığı ile tanışmışlar falan böyle 3 buçuk yıllık evliler gibi duyguyüzük takıyorya bunlar muhabbeti oldu yavuklusu denizci olursa yüzüğü çıkartır diye askerde denizci olmamış, bakın hele duygu seline,yüzüğünü askerde bile çıkartmıyor kim bakacek huleen sana askerde diyesim geldi ama neyse:p işin mühim kısmı duygu kızımızın yüzük hakkındaki,yorumları diyorki hanım hanım duygu kızımız, "yüzük takınca insan olgunlaşıyor" bende bendeki bu havai bir takım davranışların nerden türediğini anlamıyordum,elma şeker sever eriğe dayanamayan, sek sek oynayabilitesi yüksek, okulda kimsenin olmadığı köşelerde kolbastı tutmalar nerden geliyor diyordum,aman tengrim yüzüğüm yok benim ondan Allahtan kuzenim bana yüzzük hediye etti böyle bi olgunlaştım sormayın,günlerde ki terlikli müjde marka 57 numara çorap giyen teyzeler gibiyim,


edit büdüt: ben bunu not olarak yazmıştım kendi kendime copy paste yaptım ayıramadım, sinirliyim zaten huleyyynn:)