27 Ağustos 2010 Cuma

hapı yuttum



kate winslet kadar güzel ağlayan bir hatun görmedim eheh ben hariç dermişim, yok yahu ben ağlayınca salya sümük ağlıyorum bir de kendimi durduramıyorum, mesela sivilcemi sıkarken gözümden yaş mı geldi başlarım hemen devamını getirmeye yokk yahu abarttım o kadar da değil:)
neyse ramazanda film dopingi yaptık sahurdan önce ve sonra birer doz alıyoruz,
esasında yazmak istediğim başka şeyler var ve istemsiz olarak onlara dokunduracağım diye tedirginim bu yüzden bu yazıyı kısa tutmak için elimden geleni yapıyorum,


hayatta hoşlanmadım onlarca şeyden bir tanesi de kinaye aman Allahım kendimi kinayeli konuşurken bulmak istemiyorum,
bissürü holywood yapımı izledim onlar gibi konuşuyorum, kendime engel olamıyorum
üsteki cümleyi bana bir başkası deseydi, iki saat kavga ederdim kendime karşı daha tahammüllüyüm,

bir tane çook tahammülsüz bi arkadaşım vardı, çok neşeli olursanız çok açsanız çok kederliyseniz, ilginç bi sigara içişiniz artık ona çok ve ilginç ve sıkıcı gelen ne varsa tahammül edemezdi hiç, ve işin kötü tarafı bana ait herşey ona çok ilginç ve aşırı geliyordu,

ne düşünüyorum şimdi biliyor musunuz kendisine nasıl tahammül ediyormuş,
ayrıca eklemek isterim ben ona birlikte olduğumuz tüm zamanlar boyunca tahammül etmiştim, bazen off sıkıldım demek yerine susmuşumdur, sanırım bu tahammül ,iyiyim ya demek ise ikiyüzlülük oluyor,

aaa başka bi arkadaşım daha vardı yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi , cafeden kalkar eve gelir ev telefonu ile konuşurduk sonrasında saat çok geç olunca cep telefonu ile konuşmaya başlardık, o bana imkansız aşkını anlatır ben de o bana bunları anlatırken ben neden aşık olamıyorum, mal mıyım gibi şeyler düşünürdüm, bir keresinde imkansız aşkına ağlarken o ben de olsun böyle birşey yaşıyorsun ne kadar güzel diye ağlamıştım, Alllahım ne kadar da salakmışım:))
neye konumuz bu değildi, sonra dışarıdan gözlemlediğimde şöyle birşey fark ettim bu arkadaşım da dünyanın en zavallı insanı olduğuna kendini öyle inandırmışki, bazı şeyleri noktaladığında eminim en çok kendi haline ağlıyordur biten şeylerin ardından üzüldüğünü düşünmüyorum,

ne mi oldu o arkadaşıma, ya bilmiyorum cidden ama eminimm kendinin en zavallaı çaresiz olduğunu anları düşünüp ağlıyordur, ne diyim içi açılır..

daha başka çok arkadaşım vardı onlara dair bunlar aklımda kalanlar, sanırım bazen normal halimden daha duygusal olabiliyorum ve anlamsız şeyler söylüyorum keşke daha öncede daha açıksözlü olup başkalarına,
-bazen çok sıkcı oluyorsun, ve çok tahammülsüz
-dünyanın en zavallı garip gurabası sen değilsin
diyebilseydim, belkii onlara birşey katmış olurdum, en azından bi işe yarardım:)
esasında sorumluluk almayı çok sevmem izleyici de olurum, ama bu benim hayatımda en azından bu oyunda ben bi işe yaramalıyım ve başrolde ben olmayım, en azından bunda


hoşçakalın ii cumalar, cumayı herkes sever bunu da herkes bilir,

22 Ağustos 2010 Pazar

şu şu şu şugır tavn

yeni bi karar karar karar aldım demeyeli ne çok zaman oldu işte geldi geçti,
ve yeni bi karar aldım ramazanı uyuyarak geçirmeyeceğim, mesela şuanda hala uyumadım ve bugün uyumayacağım,

dün çok erken saatlerde evlerinden çıkıp işe giden insanların duraklarda oluşturduğu kalabalığı gördüm evet ben de onlar gibi olmak herkes, yani benim şu halim gibi olan herkes uyurken birşeyler yapmak istiyorum, akbilime para koyup erkenden otobüse binmek istiyorum,

hem havanın bu yeni yeni serinlediği, yaprakların kıpraşma sesini yağmur zannedip heyecanlandığım anlarda sokakta birkaç kedi ile gözgöze gelmek hiç fena olmazdı. hem ayak parmaklarım eylemsizlikten donmazdı, odadaki anlamsız dağınıklık karamsarlık olup güneş yerine içime doğmazdı.

böyle dışarıdan bakınca gecenin karanlık sonra gündüzün aydınlık olması bunlara tanık olmak falan bana garip gelmiştir, ve bu eylemi sınavdan bir gün önce yapmaya çalışsam gözlerim zeytin çekirdeği gibi olmuştur hep yenik düşmüşümdür, yapamamışımdır, becerememişimdir, hüsrana uğramışımdır, yenilmişimdir, mağlup olmuşumdur, mis gibi uyumuşumdur.
üst satırlarda odanın dağınıklığının bünyemdeki etkilerini okudunuz.

sabahından skip yapıp sonunu görebilsek günlerin, mutlu gün mü mutsuz gün mü anlasak ona göre uyusak uyansak, yine de herşey yaşanmaya değer diyenlerdenseniz eğer siz uyanık kalıp ortalıkta biraz kalabalık oluşturun da uzaylılar dünyamıza dışarıdan bakıp teknolojimizin ne kadar ileride olduğunu anlamasınlar ve onları gafil avlaya bilelim.

bir keresinde roman yazmaya karar vermiştim, defterime üstelik, ardından elleri üşüyen ezik bi roman karakteri oluşturup genç werther in acılarını biraz da türk arabeskliği ile birleştirip okuyup okuyup ağlamayı neyi planladım bilmiyorum ama dün değil önceki gün okudum, ı ıh olmaz benden dedim hemen kestirip attım bu kadar kolaydı neyin olup olmayacağına karar vermek. çok üzerinde durmaya, düşünüp, taşınmaya gerek görmedim. bitti anlıyor musun bitti.
hayatımın repliğiydi bu ama kullanmak nasip olmadı bigün şizofren taklidi yapıp, sokaktan geçen birisine söyleyeceğim,
bu arda bir sır bir itirafa ne dersiniz,
aramızda kalsın bugün güzel birgün bu şarkıyı dinleyince daha da güzel olacak.
itiraf ediyorum bu bloğu yazarken heyecanla karışık duygular hissettim, dudaklarımı ısırıtp gülümseyerek tavana baktım alnımı kırıştırdım, evet bloğumla aramda duygusal bir bağ var.