29 Aralık 2025 Pazartesi

Koltukaltından fışkıran neşe


 Varsa yoksa gam keder olmasın yaa, sokakta üşüyen kedilerin hatırına bi için ısınsın, gül be kadın bi içten, bi samimi ol, bi erinmeden neşe bul, koltuğunun falan altından çıkar da yeşersin bi otlar; bi ilham ver. 

26 Aralık 2025 Cuma

The banshees of inisherin


 Colm’un tarafında değil de Padraic’in tarafında mı olduğumu yanayım, dostluktan çok dostu sevdiğime mi yanayım bilemedim. Colm’u anladığım bir yerdeyim ama yine de kibar olabilir insan. Beste biraz daha bekleyebilir. Sonuçta İrlanda’nın köyünden hayata katılmıyoruz. Sioblan yatakta arkasını dönmüş ağlarken sanki ben de o yataktaydım. Bir keresinde aynı böyle ağlarken aynı odada uyuduğum ablam “sus be uyuyamıyorum” diye bana bağırmıştı. Çok mu ağlardım bilmiyorum ama öyle de denmezdi. Sonra çekip gitmesi elinde bir bavul. O da Colm gibi yaptı bıçak gibi kesti ama bir sarılmayı ve gönül almayı ihmal etmedi. Vedalar benim için önemli demiştim. Ama o zaman vedaların bana çok ama çok ağır geldiğini farkında değildim. Vedalar çok zordu. Ama şimdi sanki o denli zor gelmeyecek. Ebedi olmasın yaşam sürsün o minvalde demedim can sağlığı olsun, aman bi de gitmiş olsun. Kim varsa yoksa gidenlerden parmakları tam olsun. İçimdeki şair hep bir kafiye peşinde. Neyse sonra da anneme kızdım neden tüm düğümler anneye çıkıyor bilmiyorum babama kızacak kadar yakın değilim belki…

Anneme hep kendim için kızardım şimdi bir anne gibi kardeşlerim için kızdım. Ağlayana sus be demek de üstelik kendinden küçüğüne biraz da sevilmemişlik kızılmışlık gibi değil mi? Annelere kızmak kolay. Anlatmadım hiç bişi en çok bilen de bilmedi aslında o terapi odalarında o burun buruna sohbetlerde hep bi aralık bıraktım kapıları. Çok da kötü olmasın içimde dışımda hiç kimse siz yokken sizi savundum sanarsınız onlar da beni savunacak umdum ama ummadım. Kendi hayali geçmişimi muhafaza ettim. Kimseye de yük olmadım kendimce. Olmadım da kendim de uğraşmadım değil. Bazen elimde olmadan taşırdım ama düşmanımı bildim. Motivasyonumla ikisi aynıydı onu fark ettim. Yaşım geç oldu belki idrakım geç diye diye ama bekledim. Burayı da herkes unutsun diye bekledim. İyi ettim. İnsanları izledim. İnsanlar Padraic gibi görünüyorlar bir çoğu ama hepsinin hikayesi var. Hepsinin bir minyatür eşşeği var aslında gözlerini sevgi bürüyen şeyler var. O kadar da kesip atamam. Bir bakarım içine içine bu da beni ben yapar. Sus be diyemem. Korkuyorsa oğlum git be diyemem yattığım yerden tamam gelirim derim. Kendimle bir yol yolda yol. Ben kimseyi kolay kolay sevmemezlik yapamam. Belki daha kötüsünü yapmışımdır Allah affetsin ama tövbe yapmadım diğerini. Ne kadar Padraic oldum sona doğru işte bilemem dedim neye yanayım bak kendimi doğruladım.

24 Aralık 2025 Çarşamba

Yarın ne yemek?

 Yapacağım bilmiyorum erken kalkıp çocukları göndereceğim. Yemek önerisiz kaldım. Düşüneyim de bulayım bir ara 

23 Aralık 2025 Salı

Sevgili Günlük

 Bugün derste çok güzel şeyler öğrendim hemen çocuklarımın üzerinde deney yaptım. Ömer sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen tutuk saygılı diye geziyordu Feyza çok süper bi habermiş gibi öğretmeninin hamilelik haberini bizimle paylaştı aman ne güzel. Ensar bi gamlı gibi geldi sonra altından saçma bişi çıktı. Forest uygulamamda iki ağaçlık ders çalıştım. Namazlarımın hepsini zamanında kerahate falan girmeden kıldım. Çocuklarıma kuru fasülye pilav cacık kocama yeşil mercimek çorbası yaptım. Yarın da sabah bi işimi(bana kitlenen) halledip dersime gidicem. Seviyorum seni ey hayat.

21 Aralık 2025 Pazar

Ömer

 Namaza başladı sabah uyandırmalıyım. Bir seremonisi var takkesini takıyor bileğine kokusunu sürüyor düğmeli seccadesinde tesbihini yayıp namazını kılıyor. Büyüyor küçük oğlan. Hızlıca acelesi var sanki. Küçük kız da beraya yanık (gülmeyen çocuğa) gelinlikli resmini çizmiş. Te Allahım büyük yaşıyorsun Feyza. Anana çekmemişsin hiç. Babanın kızısın. Hayal kurduk beraber kitap okur gibi. Kokusu vardı ya hayalimizin.  

Güncelleme Feyza yeni birini bulmuş adı ömer komiklikler yapıyormuş. Biz diğerini sevmedik diye buna geçmiş. Bakalım bu ön üst iki dişi olmayandan ne zaman vazgeçer?

Ben ve İnsanlığım

 Öncelikle ilkel bir yapının üzerine gelişmiş bir prototipin yerleştirilmesi ile azıcık kasan bir makineyim. Belki az gelişmiş bir prototipte tıkır tıkır işler giderdim. Akıllı telefonum olmasaydı mesela birikmiş mesajlara nasıl döneceğim kaygısıyla dolu dolu olmasam gamsızlığıma leke sürülmezdi. Daha az insanın yaşadığı bir toplumda azıcık seçeneğimle uzak mesafelerin olmadığı bol yığılmalı az kafa yoran, çünkü insan kapasitem az ve ben o kapasiteyi çok hoyrat kullandım otobüste tanıştığıma numaramı verdim falan, bişiler yaşardım. Neyse bu makinenin bu kadar kasması son derece normalmiş.

Jouska

 Yapboz gibi bir türlü 

Biraz Kalp Biraz da Duygu

 İstersen ağlarsın bir çocuk kitabının en basit iki kelimeli cümlesine 

Gözlerin dolar coco nun babaaa babaaa deyişine 

Ve Miquel senin koca gözlerin aynı Ömer gibi

Herkesin yarası kendine sızlar 

Tüm yararlara yetecek kadar yarabandı da var 

Ama bırakmak için zamanın da zamana 

Komiklikler kadar hüzünler de var 

Gün gelir burnunun direği de sızlar 

Aynı direkten  gülerken içtiğin kola da sızar

Üsküdar’a bakıp gülmek de var 

Sarılmak da var balık kokusuna 

Kedilere selam veren kişi 

Kargalardan korkar 

Sığınmak ister bir kola bir sıcak kucağa 

İtse de onu tutunmak ister bir serçe parmağa 

Gökyüzüne döner yüzünü 

Boynunu geriye katlar 

Herşeyin değil artık herkesin bedeli var 

Bedeninden bir ruh 

Ruhundan bir Rüya 

Rüyasından bir dünya yapar