herkes motordan inerken ben merdivene doğru yönelenlerden olmam
sanki kaç dakikadır bindiğin vapur tam kıyıya yanaşmışken batıcakmş (batsada be adam
iki kulaç atsan kıyıdasın) gibi davranları saçma gelir o sebepten otururum ve herkesin yavaş yavaş terketmesini izlerim
motorun ucunda birikenler farkında olmadan(olanlar da olabilir) ağırlık merkezinin kaymasına sebep olurlar
ve tam bu esnada motorun kıçı yavaş yavaş havaya kalkar hep titanic teki o muhteşem sahne gelir
hangi demirden tutunsam acaba diye demitlerden paslı olmayanı kaymaya en elverişsiz olanını gözüme kestirrim
bir de kimin elinden tutsam şu geride kalmış kitap kurdu fala kurt vs.
kabataştan binen o vakur kadınlar adamlar bizden biri oldular tamı tamına on dakika sonra
üsküdarıma gelince bir neşe sardı vapuru sevmeyenler bile o coşku ile coş oldular
elinde bir kaç demek renklerinden de taze olduğu belli olan maydonoz satan amcaya
bakıp merdivenleri inmeye çalışırken iki basamaktan aynı saniyede geçen bir ayakkabım oldu
seri bir topuk sesi eşliğinde hemen bakan var mı diye yoklandı etraf biri sırıtıyordu
ardından iki saniye beklendi ışıkta sonra 14 saniye varken kırmızıda karşıya koşuldu yörenin önene dökülmüş salatalıklara bakıldı
tekrar ışıklar önce aşure koktu sonra kavrulmaya çalışan leblebi ardındanda 125 milyonluk başka bir çicekçinin deyişi ile asla kaçırılmamsı gerekn 40 yıllık borzai
tekrar hayran hayran bakıldı ve bakakalındı hala indirimde olmakta ısrar eden birkaç mağaza ayakkabıdan çıkan çivi sesi eşliğinde vitrinlerine aşağılarcasına bakış atıldıktan sonra-pehh denilip uzaklaşıldı sarılara bir kaç adım daha atıldıktan sonra ortalama bir dakika otuz iki saniye beklendi..
ilk sıranın cam kenarına sokulundu bir buçuk yetele cüzdandandan çıkarıldı on saniye de doldurduğu arabasıyla mutlu şöföre uzatılırken hafiften gülümsendi
adamın teki bağlarbaşı dedi fıstıkağacında indi acaba ikisinin ücretleri aynı mı diye düşünüldü
bağlarabaşından ta çamlıcaya kadar üzüm bağları varmış bir zamanlar eski istanbul hanımefendisi bir teyze demişti bağların başladığı yer
fıstıklı iki lokma mideye bögygyygyg dedirtirdikten sonra namzgah denildi minibüslerde arkanın sağdan ikinci koltuğu severim ama her zaman yanıma oturan iki adamdan birinin kadın olmamasına hayıflanarak şöförün en arkasını tercih ederim her nasılsa bu gün iki yanımda da hemcinsim vardı sağdaki hanımın
şeker oğluda ayakta durmak isteyince zaten hep ayakta olacaksın annenin kucağının tadını çıkar tavsiyesi verildi ben kimsem:)
eve gelindiğinde en okkalı lafı ben benim olan küçük aslana kendi yemeğini nasıl yapabileceği anlatıldı ateşi ve bıçağı nasıl kullanacağı gösterildi dometesler
sosiler kesilirken banyodan ketçap getir diyen ablaya hahah denildi fırsat bilinipte küçük bunun gibi başka birşey yok dünyada dedi çünkü ben yaptım
günün anlamlı sözü oluverdi evet bunlar gibi bir an bile dahi taki yok olamıyacak gözlerimiz görmeyecek kulaklarımız işitmeyecek...
bir daha bir ben olmayacak yaptıklarımı konuştuklarımı geç...
yokluğun varlığı gine insanı ürpertemedi
geriye dönüş olmasada var olan yeniye gidiş için bilet alınmak üzere ayağa kalkıldı
Allah kabul etsin
amin
1 yorum:
blogun güzelmiş ellerine sağlık..yazılarını beğendim. ben de sinema blogu açmıştım sinemayla ilgileniyorum...nese yazılarının devamı gelisn iyi günler...
http://kadirdotcom.blogspot.com/
Yorum Gönder