sanada olur mu bilmiyorum ama,
ne zaman bomboş sürülmüş bir tarla veya düzlük görsem koşmak çeker canım
ama ne koşmak buluzum yaka kısmı yuvarlak veya "v" şeklinde ıslanana kadar
artık istanbulda uzun soluklu düzlükler görmek pek mümkün olmadığından helede apartmanınızın önü bile düz olmayan bir sokakta oturuyorsanız şehirler arası yollarda daha bi içiniz çeke çeke bakarsınız korkulukları olomayan tarlalara...
bayrama mı koştuk yoksa evdeki bayram trafiğinden mi kaçtık belli değil kendimizi ücretsiz diye sevindirik olduktan sonra,
tüm gişelerden sonra Ankara da bulduk pek özlemiş sayılmam memneket falan değilde annemin çocukluğu geçmiş ya ee büyükler de orada gittik..
insanın büydüğünü anladığı anlar;
küçüktüm ufacıktım demetevler yedinci caddenin sonundan bakar başını imkanı yok hayal edemezdim saatlerce yürümeye eşdeğerdi,
Osman bakkalın(Allah rahmet eylesin)önündeki kaldırımdan çıkımaz taa fırının oraya kadar giderim,
aparman boşluğundaki çimento yığını adeta bir uçurumdu benim için inersem asla çıkamazdım inenlere hayran hayran bakardım,
ama gel gör ki arabayı park etmek için yer ararken daha çok var baba ilerle dedim ama sokak bitmişti,
ben büyüdükçe bunlar mı küçüldü yoksa hep mi küçüktüler bilemem ama yaşadığımız zaman kadar değerli zaman bizim için
anlamı şu ki ne kadar az yaşarsan zamanını alan her şey yaşadıklarına bölünce tamsayılı bir ifade elde etme olasılığını artırıyor(pehh bakın bee matematikçi olduğumu belli ettim:)
anneannemin evinde tvsiz ve bilgisayarsız kalacağımı düşünmemek gibi bir dalgınlığım olsada üç günlükcük teknoloji sensizde yaşarım mesajı verdim bir yandan da bulaşık yıkayarak..
Bayrama merhaba dedik yol yorğunluğu ilk misafirleri sofrada pijamalarla karşıladık neyseki anne yarısı gülmekle yetindi..
ailenin yeni ferdine isin arayışları devam ediyor aramızda zeynep diyoruz ama bu oğlak burcu bayanı ne kadar açar bilinmez..
annemin teyzelerine gittik yeni akrabalar edindik anneannem bak bu dayın süt bu deden süt
bu teyzelerin onlarda sütt ay anne amma süt içmişsin anneninki neyine yetmediyse?
el öpme merasimi ardından ikramlar ikinci ziyarette yusufun tespiti burdada aynı şeyler oldu haklı olarak:)
aynı şeylerin farklı türlerinin tadına bakıldı
en güzelide süt değilde kan akrabaları ile berabar tatlı tatlı sohbet etmesi insanın
yeni yetmelerin bıyıkları ile dalga geçmek
sen sus ya sesin çok kulağımı tırmalıyor demek sonrada gülmek hehe sana traş makinesi aldım taha philips hemde
istediğini söyleyen istemediğini işitir..
kulağımı tıkadım..demez umuduyla birşey..
her kahkanın ardından keşke Alide burda olsaydı diyen bir anneanneniz varsa bilinki bu
acizhane isteğe cevap veren belkide bir dedenizde vardır her mutlu anınızda
ilginç hakaretlerle çocuklarına hakaret eden teyzoşun birinin yeni gözdesi
çakıldak anlamlandırayım;
büyükbaş hayvanların popolorunda gezen sinek türü
hakarete gülüyoruz alınmamaız gerekiken:)
ve tencerenin içindeki onca sarmadan ayırt edebilmek tahanınkileri:)
ölesine inceler ki..
hakaret demişken unutmayalım okuldan atılmanın eşiğine gelen beyfendinin müdür yardımcısı
demişki;senin gözbebeğine girerim orada tepinirim.
tepişik herif ben döverim onu fir abla ufacık birşey diyor
anneannemim evi kendi çapında bir müze eski duvar kumaşları adını cidden hatırlamıyorum
ithal eşarp desenleri genelde bir çoğu başımıza taktık fotokopisinden isterim dedim.
ee müzede herhangi bir alarm sistemi olmadığından ne yazıkki hanfendi yuvarlak uçlu bir çay kaşığı ile siyah beyaz evladiyelik resimlerinden birini yaramaz torununa kaptırdı..
(kopyala yapıştır yapmak bile üşendirdiğinde insanı hiç gözüne gözükmüyor yazdıkları)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder