12 Mart 2008 Çarşamba

yalnız japon balığının tek dostu yavru kediymiş

senin ucurtman oldu mu hiç göklerde özgürce ucan,
kuyrugunda hayallerin olan,
çıtalarını sevimli marangoz amcanın gülerek sana verdiği,
babanın yaptığı,
ipini ayarlamakta zorlandığın
kimsenin eline bile vermeye kıyamadığın
uçurtmanı tek başına bıraktın mı gökyüzünde,
sonra uçuşuna hayran hayran baktın mı?


senin hiç uçurtman oldu mu
kuyruğu uçarken kopan,
jelatinleri bir kuşun gagası tarafından parçalanan,
çitaları yere çaklırken ayrılan
senin uçurtman oldu mu
tekrar kuyruğunda hayallerin olan,
ve her seferinde ona benim uçurtmam güzel uçar dedin mi?


kırmızı rugan ayakabısı olmayan birisine
elma şekerinin tadını anlatmak için
gözlerini kocaman yapıp dilini dışarı çıkarttın mı
senin uçan balonun seni terkedip patlamayı göze aldı mı
ardından beni patlamayı göze alacak kadar mı
sevmiyordu diye düşünceler seni aldı mı
patlamış mısırların herbiri
seninle konuşan arkadaşların oldu mu ki onları yemeye kıyamayasın
sonra ansızın hayatının bir anında
birden burnuna eski kokular gelip
seni ağlattı mı
eski yastığını özledin mi
eski yatağını eski hayatını anımsarken gülümsedin mi
boynunu kırtlatamadığın kadar küçükken
her boynunu kırtlatana hevesli hevesli baktın mı
sen hiç yalın ayak çimlere bastın mı
gökyüzündeki yıldızları yüze kadar saydın mı?
hayat elini sıkıca tutup seni karşıdan karşıya geçirdi mi
yarınlar seni sevip, okşadı mı?
hayaler sana gülümseyip göz kırptı mı
umutlar saklambaçta sana hemencecik sobelendi mi?
uçurtman güzel uçtu mu bu sefer

kırmızı rugan ayakkabıların da seni çok mu özledi?

6 yorum:

çubuk kraker dedi ki...

şekerinsan..okuması keyifli yazılardan..
patlayan şekerin sesini duymak için ağzını sonuna kadar açmaktan yoruldun mu peki?
aa bu olmazsa olmazdır amaaa?

puantiyeli dedi ki...

bide sulu göz vardı tadı mı kaçtı ağzımız büyüdü de az mı geliyor ekşisi,
anlamdım kine leblebi tozu tekrar boğazımıza kaçar mı, ne dersin
ben denedim bi kere blendrda fena olmuyor
leziz mi leziz içine az biraz şeker atman lazım..

Adsız dedi ki...

uğur dündar buna bişey yapması lazım!açıkça söylüyor efendim engel olamıyoruz;sahte leblebi tozu üretiyormuş..
üzerine kağıt gerip eczane lastiğiyle de saracak mı merakla beklenmekte.o lastiklerle hunharca sinek öldürür mü benim de gözlerimi sinsice parlatan diğer mesele.

"varsın kovalasın gece gündüzü
bahar içindeyim düşünmem güzü
bana gülmese de hayatın yüzü
ben ona gülerek geçer giderim
ben bir şimşek gibi çakar giderim"

Adsız dedi ki...

uzak bir özlemde ayak seslerin...

puantiyeli dedi ki...

:):)
ya ben neyim mutlu muyum yoksa acı mı çekiyorum
ağlıyor muyum gülüyor mu
unutuyor mu özlüyor mu
gidiyor muyum yoksa dönüyor muyum
kestiremiyorum
ama üsteki yorumunu gülüyorum
gülerim gülmem sanane

odunum nasıl acaba?

Adsız dedi ki...

bu yaklaşan benim kıyametim mi?

kaçıp gitme fikri hiç bu kadar sarmamıştı zihnimi...

ama...

uzak nedir?
kendinin bile ücrasında yaşayan benim için
gidecek yer ne kadar uzak olabilir?

yine de...

bir hayatı,ısmarlama bir hayatı bırakıyorum.

..desem,bitiverse!