uzun zamandır yazacağım yazacağım bir mallık hasıl oldu yazamıyorum, depresyon desen değil sınav desen değil böyle yeni yetme ergenler gibiyim utanıyorum kihikhi oluyorum yazamıyorum,
yazı böyle uykulu gözlerle yazıldığı için kopuk olabilir,
hayatta en çok özlemini çektiğim şey yatarken ışığı kapatmamı sağlayacak düzenekti, hatta bir ip bağlasam çeksem birşeyler yapsam da şu ışığı yerimden kalkmadan o tatlı uykudan sıyrılmadan kapatabilsem diye düşünür dururdum babam odaya kumandalı avizetaktırmış iki göndür, boncuk bulmuş gibi oynayıp duruyorum, pek bi sevindirik oldum canlar:)
nisan yağmurları başladı müjdeler olsun, bu berekeli güzel yağmurlarda ıslanmak hem ruhen hem bedenen çok çok şifalıdır, saçlara iyi gelir cildi güzelleştirir, hazırlıksız yakalanmadıysanız ufaktan inceden bir çocuk neşesi de verir,
küçükken kışın dondurma yememizi bırak yalamamız bile yasak olduğu için yazın gelmesi biraz da dondurma demekti, şimdi o dondurma hasreti olmayan bünyelere de yaz çok anlı şanlı gelmiyor,ama hele bir erik çıksın bu yıl hakkını vereceğim hiç affettmem;) hormonlu çilekler de market, pazar tezgahlarında yerlerini aldılar kokusunda davet var ama tadında nalet var, pudra şekersiz hormonsuz dağ çileği yemek içimiz de dinmeyen hasret,
hastalardan öğrendiklerim diye bir blog varya utanmasam sahibinden, kuaförlerden öğrendiklerim diye blog açacağım, hayatımda ki en abidik gubudik, gotik, gottirik şeyleri bu zat-ı şahanelerden öğrendim, her seferinde "yook canım, daha neler" desem de "inan ki ya hatta...." diye başlayan cümlelerle doldu kulaklarım, mutsuz muyum hayır ama ne gereği vardı şimdi?
ahmet ile yusufu çok seviyorum, yusuf gitgide evde yürüdükçe minik sarsıntılar meydana getirecek kıvama gelse de seviyorum eşşeği kucağıma alamaz oldum, ahmet de iyiden iyiye bi büyük edalarında, pijamasını giydirmiyor, "başkalarının yanında olmaz" diyor, başkası ben oluyorum, geçen de ödevi varmış bilgisayarda gelmiş yanıma, anaokuluna gidiyor, okumayı bilmiyor, ne ödevi ya öğretmenini arayalım dedim yok ya yok yanlış hatırladım diye kıvırıyor, çok seviyorum sıpagettiyi,
bu arada yavrusunu kaybedeb eşşek ne diye bağırmış " sıpagetti, sıpagetti!!" diye tamam ya iğrençti bizde biliyoruz,
aşkta kazanmak dedikleri
kaybetmektir birçok şeyi
oysa sevgili, bir tek sevgili
nasıl değiştirir
dünyanın gerçeğini...
1 yorum:
ben de taksicilerden öğrendiklerimi yazarım o zaman :)
ayrıca tam yatağa girdiğimde su içmeyi unuttuğumu hatırlamak da uzaktan kumandasız avize kadar kötü.
Yorum Gönder