ayşenur evleniyor ya bu cumartesi hediye mediye şeyetmem lazımdı, kapalı çarşıya gittik pırlantaları elmasları yakutları görünce gözlerim fal taşı gibi açıldı, kendimi kırk haramilerin mağarasına girmiş ali babanın abisi gibi hissettim aman Yarebbim neydi onlar derken, ayşenura bi tane büyüklüğü küçük parmağımın tırnağı kadar olan özgür kelebenk kolyesi aldık, bu kelebeğin bir de güzel mi güzel yüzükü vardı, meryem ablada da var böbreğimi satsam ancak alırım:) diğerini de satsam elmaslı bi kolye vardı onu alırdım sonra mutlu mesud ölürdüm:))
elleri kolları kınayı böcek oldum, ışıl çook tatlı maymun böyle tatlı böcek olmaz ya bıdı bıdı konuşuyor uykudan uyandırıyor, kız çocuklarını sevmem diyorum ama içten içe seviyorum ama, bal peteğim benim,
bu yaz nasıl geçecek bilmiyorum havalar çok sıcak anacım, damla damla ter süzülüyor sırtımızdan sokağa çıktığımız saniyesinde uzun,
yaz okulu kayıtları bitiyor mallar sınavları açıklamadılar, böyle mallık yok yani ama yine bi yaz okulu beni bekliyor gibi,
halam geldi, yarın büyük teyzem de gelecek negül teyzoşum zaten burada dodik, nermingille dayımgil erken geldiler, bıdı bıdı bıdı:))
ve bu da böyle bir anımdı, vapurlara paralel uçan martılar var sizin haberiniz var mı ey istanbullular,
gelelim meyve durumuna; pazarlarda kütür kütür kirazlar var, erikler gözden düştü, çilekler iyice sıcaktan mayıştı, karpuzlar artık her yerde tatlı ve kırmızı, kavun daha tatlanmadı, şeftali daha tam anlamıyla arzı endam edemedi, kayısılar ilk çıktığı gibi renkli ve tatsız değil, daha yumuşak belki ama daha şekerli,
işte o kadarcık..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder