
Bataklıkta yaşayan kocaman çok sesli curcunalı bir kurbağa ailesi varmış
Kurbağalar hiçbir konuda mutabakata varamazlarmış
tek ortak kararları ise kararsızlıklarıymış
yeşil kurbağalar arsında kırmızı benekli bir kurbağa varmış ki
konuşmaz dinlermiş, bu curcunanın nesini dinliyor acaba diye sorabilirsin
ama o..
curcunadan teker teker kelime seçer istediği cümleleri dinlermiş başka başka ağızdan
kimse kimseyi dinlemediği ve hep bir ağızdan konuştukları için bazen aynı anda iki üç cümleyi duyarmış
biri lafının ortasında korkmuyorum, başka bir diğeri ateşli vaatlerinin ortasında ruhumdaki derken o bazen istediği şarkıları bile dinlermiş
ama bu çarkın içinde çarka karşı kurbağayı diğerleri sevmezlermiş
sadece susması ile değil gittikçe büyüyen kırmızı benekleriyle çok fazla gözlerine batıyormuş
esasında pek konuşmayan bu kurbağa belli belirsiz gülermiş
kırmızı beneklerinin suya yansımasından zevk alıyormuş almasına ama yanlarına yaklaştıkça
susuyormuş diğer kurbağalar ee onlar susunca kırmızı kurbağa da istediği cümleleri kuramaz
en sevdiği şarkıları dinleyemez olmuş
bakmış ki tüm kurbağalar susuyor yanında, eskisi gibi konuşmaya üşenmemiş istediği cümleleri kurmuş sevdiği şarkıları söylemiş
susan kurbağalar ilk defa birisini can kulağıyla dinlemiş dinlediklerini sevmişler
dinlemenin zevkini kavramışlar esasında…
sessiz kalmasını istememişler hayran hayran dinlemişler
bataklıktaki bir nilüferin üzerine zıplamış kurbağa;
-ben size buradan yol göstereceğim, madem hepiniz konuşmak istiyor hepiniz konuşun ama aralarda başkalarını dinleyerek,
bataklığın ortasındaki kımızı kurbağa;
yeşil kurbağalara, yeşil bataklığa
ışık olmuş, deniz feneri olmuş…
Kurbağalar hiçbir konuda mutabakata varamazlarmış
tek ortak kararları ise kararsızlıklarıymış
yeşil kurbağalar arsında kırmızı benekli bir kurbağa varmış ki
konuşmaz dinlermiş, bu curcunanın nesini dinliyor acaba diye sorabilirsin
ama o..
curcunadan teker teker kelime seçer istediği cümleleri dinlermiş başka başka ağızdan
kimse kimseyi dinlemediği ve hep bir ağızdan konuştukları için bazen aynı anda iki üç cümleyi duyarmış
biri lafının ortasında korkmuyorum, başka bir diğeri ateşli vaatlerinin ortasında ruhumdaki derken o bazen istediği şarkıları bile dinlermiş
ama bu çarkın içinde çarka karşı kurbağayı diğerleri sevmezlermiş
sadece susması ile değil gittikçe büyüyen kırmızı benekleriyle çok fazla gözlerine batıyormuş
esasında pek konuşmayan bu kurbağa belli belirsiz gülermiş
kırmızı beneklerinin suya yansımasından zevk alıyormuş almasına ama yanlarına yaklaştıkça
susuyormuş diğer kurbağalar ee onlar susunca kırmızı kurbağa da istediği cümleleri kuramaz
en sevdiği şarkıları dinleyemez olmuş
bakmış ki tüm kurbağalar susuyor yanında, eskisi gibi konuşmaya üşenmemiş istediği cümleleri kurmuş sevdiği şarkıları söylemiş
susan kurbağalar ilk defa birisini can kulağıyla dinlemiş dinlediklerini sevmişler
dinlemenin zevkini kavramışlar esasında…
sessiz kalmasını istememişler hayran hayran dinlemişler
bataklıktaki bir nilüferin üzerine zıplamış kurbağa;
-ben size buradan yol göstereceğim, madem hepiniz konuşmak istiyor hepiniz konuşun ama aralarda başkalarını dinleyerek,
bataklığın ortasındaki kımızı kurbağa;
yeşil kurbağalara, yeşil bataklığa
ışık olmuş, deniz feneri olmuş…
54 yorum:
ışık hep içteydi, kırmızı kurbağa içini gösterdi, içlerini görmeleri için..
susmaları gerekti..
susup, konuşmaları gerekti, öğrenmeden bilmek hep değil..
konuştukları hep doğruydu
onlardan öğrenmişti keza herşeyi kırmızı kurbağa..
doğruyu bilmiyorlardı, yanlış değildi, bilmiyorlardı.. kırmızı kurbağa içlerinden aldı, yüzlerine söyledi..
yanlış yaptıklarını bilmeyenler gibi,
doğrunun doğru olduğuna çabuk ikna oldular.
belkisiz sevdiler kırmızı kurbağa sözlerini, kendilerinindi..
başkalarının ağzından kendi cümlelerini duymaktı belkide onları ikna eden
tek farkı kırmızı olmak mıydı ikna edenin
her şeyi bilmekti, hiçbir şeyi bilenlere her şeyi bilen hep inandırıcı olmuştu..
herşeyi bilmek demek ki dinlemeyi bilmekti..
anlayabilmekti, anlatabilmekti..
anlatılanı dinleyen tüm yeşil kurbağalar herşeyi öğrenmişler,
ışıklı kendi söylemlerini almışlardı, bu hoş olmuştu onlara..
her şey hep içteydi..
ışık hep içteydi, kırmızı kurbağa içini gösterdi, içlerini görmeleri için..
bu hoştu, zamandan güçlüydü iç, kırmızı kurbağa bilmiyordu zamanı, bilmemeyi öğretti onlara..
yeşil bataklıkta ki kırmızı kubağa hakkında bu kadar çook şey bildiğini bilse çok mutlu olur eminim
ben de bilmiyorum, onu anlayabilirim, ya sen?
ben sadece onu anlatabilirim
onu anlatman hoş, bilmeyeni anlatmak zor, çok..
onu bilmek de zor
hiç bilmiyorum derim hep, bilmeyenler her şeyi bilenlerdir..
o, her şeyi biliyor..
o onu bildiğimi ve anlattığımı bile bilmiyor ne yazık ki
öyleyse sen bilmiyorsun, o sadece senin dediğini yapıyor..
bilmeyeneler, her şeyi bilir..
ona hib bir şey demedim ben
susmuştum hakkıyla
bildiğini söyleseydin düşerdi, bilmemek hoş çünkü..
bilmesin o daha hoş
kırmızı kurbağa senle var belki de, sen olmadan o da yeşil kurbağa, belki..
belki ben renk körüyüm o da olabilir
renk köre de olsan, bilmiyorsan, güçlüsündür.. kırmızı kurbağa senle güçlü belki..
kırmızı kurbağanın gözünde ki herhangi yeşil bir kurbağa varmış
yeşil sazlıkların arsında kaybolmuş
yeşil kurbağalar kaybolurlar, biliyorlar onlar, krımızı bilmiyor.. o, kaybolmamaları için söylüyor sadece..
yeşil kurbağayım bilmiyorum kayboluyorum kayboldum
yeşil kurbağa ve kırmızı kurbağaya yön vermek..
bu çok ilginç ve hoş..
bir de, kırmızı kurbağanın adı var mı?
yok peki gigonun adı var mı?
Gigo, bazen kanatsız hezarfen, bazen zifirî, bazen nudo..
Gigo hep düşer..
puantiyeli de düşüyor sıklıkla
düşen puantiyelinin başka adı var mı? düşmek fena..
bide wols var:)
puantiyeliwols.. zamanı bilmeyen, ışığı bilen.. sacchi'nin efendisi..
gigo demiştiki bilmemek hoş:)
bu kesin, zamanı bilmemek hoş..
gigo hep der.. (:
her şeyi bilmektir çünkü zamanı bilmemek..
zamanı bilmediğini bilirsen çok çaresizsin demek
çaresiz, belki..
zamanda çareli olmak hoş mu ki?
bilmem zamanı bilmiyorum:)yaa
çaresiz olmayı da bilmiyorsun öyleyse, hiç.. (:
bulutlar da bilmez..
haylaz yağmurlar bildiriyor ama
bulut damlalarla bildirseydi, herkes bilmezdi.. (:
başta gigo olmak üzere herkes herşeyi biliyor zamanı bile bilmiyorum ben
Gigo, zamanı bilmez, izler.. herkes her şeyi bilseydi, yaşam hoş olurdu..
bence de boş olurudu bilmediklerimiz dolduruyor yaşamı
değil mi?
hiç doldurur, hep boş kalır.. (:
noluyo ulen!!
birşey olduğu yokk karides:p
Yorum Gönder