2 Şubat 2008 Cumartesi


Bataklıkta yaşayan kocaman çok sesli curcunalı bir kurbağa ailesi varmış
Kurbağalar hiçbir konuda mutabakata varamazlarmış
tek ortak kararları ise kararsızlıklarıymış
yeşil kurbağalar arsında kırmızı benekli bir kurbağa varmış ki
konuşmaz dinlermiş, bu curcunanın nesini dinliyor acaba diye sorabilirsin
ama o..
curcunadan teker teker kelime seçer istediği cümleleri dinlermiş başka başka ağızdan
kimse kimseyi dinlemediği ve hep bir ağızdan konuştukları için bazen aynı anda iki üç cümleyi duyarmış
biri lafının ortasında korkmuyorum, başka bir diğeri ateşli vaatlerinin ortasında ruhumdaki derken o bazen istediği şarkıları bile dinlermiş
ama bu çarkın içinde çarka karşı kurbağayı diğerleri sevmezlermiş
sadece susması ile değil gittikçe büyüyen kırmızı benekleriyle çok fazla gözlerine batıyormuş
esasında pek konuşmayan bu kurbağa belli belirsiz gülermiş
kırmızı beneklerinin suya yansımasından zevk alıyormuş almasına ama yanlarına yaklaştıkça
susuyormuş diğer kurbağalar ee onlar susunca kırmızı kurbağa da istediği cümleleri kuramaz
en sevdiği şarkıları dinleyemez olmuş
bakmış ki tüm kurbağalar susuyor yanında, eskisi gibi konuşmaya üşenmemiş istediği cümleleri kurmuş sevdiği şarkıları söylemiş
susan kurbağalar ilk defa birisini can kulağıyla dinlemiş dinlediklerini sevmişler
dinlemenin zevkini kavramışlar esasında…

sessiz kalmasını istememişler hayran hayran dinlemişler
bataklıktaki bir nilüferin üzerine zıplamış kurbağa;
-ben size buradan yol göstereceğim, madem hepiniz konuşmak istiyor hepiniz konuşun ama aralarda başkalarını dinleyerek,
bataklığın ortasındaki kımızı kurbağa;
yeşil kurbağalara, yeşil bataklığa
ışık olmuş, deniz feneri olmuş…

54 yorum:

Adsız dedi ki...

ışık hep içteydi, kırmızı kurbağa içini gösterdi, içlerini görmeleri için..

puantiyeli dedi ki...

susmaları gerekti..

Adsız dedi ki...

susup, konuşmaları gerekti, öğrenmeden bilmek hep değil..

puantiyeli dedi ki...

konuştukları hep doğruydu
onlardan öğrenmişti keza herşeyi kırmızı kurbağa..

Adsız dedi ki...

doğruyu bilmiyorlardı, yanlış değildi, bilmiyorlardı.. kırmızı kurbağa içlerinden aldı, yüzlerine söyledi..

puantiyeli dedi ki...

yanlış yaptıklarını bilmeyenler gibi,
doğrunun doğru olduğuna çabuk ikna oldular.

Adsız dedi ki...

belkisiz sevdiler kırmızı kurbağa sözlerini, kendilerinindi..

puantiyeli dedi ki...

başkalarının ağzından kendi cümlelerini duymaktı belkide onları ikna eden
tek farkı kırmızı olmak mıydı ikna edenin

Adsız dedi ki...

her şeyi bilmekti, hiçbir şeyi bilenlere her şeyi bilen hep inandırıcı olmuştu..

puantiyeli dedi ki...

herşeyi bilmek demek ki dinlemeyi bilmekti..

Adsız dedi ki...

anlayabilmekti, anlatabilmekti..

puantiyeli dedi ki...

anlatılanı dinleyen tüm yeşil kurbağalar herşeyi öğrenmişler,

Adsız dedi ki...

ışıklı kendi söylemlerini almışlardı, bu hoş olmuştu onlara..
her şey hep içteydi..

puantiyeli dedi ki...

ışık hep içteydi, kırmızı kurbağa içini gösterdi, içlerini görmeleri için..

Adsız dedi ki...

bu hoştu, zamandan güçlüydü iç, kırmızı kurbağa bilmiyordu zamanı, bilmemeyi öğretti onlara..

puantiyeli dedi ki...

yeşil bataklıkta ki kırmızı kubağa hakkında bu kadar çook şey bildiğini bilse çok mutlu olur eminim

Adsız dedi ki...

ben de bilmiyorum, onu anlayabilirim, ya sen?

puantiyeli dedi ki...

ben sadece onu anlatabilirim

Adsız dedi ki...

onu anlatman hoş, bilmeyeni anlatmak zor, çok..

puantiyeli dedi ki...

onu bilmek de zor

Adsız dedi ki...

hiç bilmiyorum derim hep, bilmeyenler her şeyi bilenlerdir..
o, her şeyi biliyor..

puantiyeli dedi ki...

o onu bildiğimi ve anlattığımı bile bilmiyor ne yazık ki

Adsız dedi ki...

öyleyse sen bilmiyorsun, o sadece senin dediğini yapıyor..
bilmeyeneler, her şeyi bilir..

puantiyeli dedi ki...

ona hib bir şey demedim ben
susmuştum hakkıyla

Adsız dedi ki...

bildiğini söyleseydin düşerdi, bilmemek hoş çünkü..

puantiyeli dedi ki...

bilmesin o daha hoş

Adsız dedi ki...

kırmızı kurbağa senle var belki de, sen olmadan o da yeşil kurbağa, belki..

puantiyeli dedi ki...

belki ben renk körüyüm o da olabilir

Adsız dedi ki...

renk köre de olsan, bilmiyorsan, güçlüsündür.. kırmızı kurbağa senle güçlü belki..

puantiyeli dedi ki...

kırmızı kurbağanın gözünde ki herhangi yeşil bir kurbağa varmış
yeşil sazlıkların arsında kaybolmuş

Adsız dedi ki...

yeşil kurbağalar kaybolurlar, biliyorlar onlar, krımızı bilmiyor.. o, kaybolmamaları için söylüyor sadece..

puantiyeli dedi ki...

yeşil kurbağayım bilmiyorum kayboluyorum kayboldum

Adsız dedi ki...

yeşil kurbağa ve kırmızı kurbağaya yön vermek..
bu çok ilginç ve hoş..

Adsız dedi ki...

bir de, kırmızı kurbağanın adı var mı?

puantiyeli dedi ki...

yok peki gigonun adı var mı?

Adsız dedi ki...

Gigo, bazen kanatsız hezarfen, bazen zifirî, bazen nudo..
Gigo hep düşer..

puantiyeli dedi ki...

puantiyeli de düşüyor sıklıkla

Adsız dedi ki...

düşen puantiyelinin başka adı var mı? düşmek fena..

puantiyeli dedi ki...

bide wols var:)

Adsız dedi ki...

puantiyeliwols.. zamanı bilmeyen, ışığı bilen.. sacchi'nin efendisi..

puantiyeli dedi ki...

gigo demiştiki bilmemek hoş:)

Adsız dedi ki...

bu kesin, zamanı bilmemek hoş..
gigo hep der.. (:
her şeyi bilmektir çünkü zamanı bilmemek..

puantiyeli dedi ki...

zamanı bilmediğini bilirsen çok çaresizsin demek

Adsız dedi ki...

çaresiz, belki..
zamanda çareli olmak hoş mu ki?

puantiyeli dedi ki...

bilmem zamanı bilmiyorum:)yaa

Adsız dedi ki...

çaresiz olmayı da bilmiyorsun öyleyse, hiç.. (:
bulutlar da bilmez..

puantiyeli dedi ki...

haylaz yağmurlar bildiriyor ama

Adsız dedi ki...

bulut damlalarla bildirseydi, herkes bilmezdi.. (:

puantiyeli dedi ki...

başta gigo olmak üzere herkes herşeyi biliyor zamanı bile bilmiyorum ben

Adsız dedi ki...

Gigo, zamanı bilmez, izler.. herkes her şeyi bilseydi, yaşam hoş olurdu..

puantiyeli dedi ki...

bence de boş olurudu bilmediklerimiz dolduruyor yaşamı
değil mi?

Adsız dedi ki...

hiç doldurur, hep boş kalır.. (:

dilsuhte dedi ki...

noluyo ulen!!

puantiyeli dedi ki...

birşey olduğu yokk karides:p