
okuldan erkenden geldim, çünkü çok hastayım böyle nefes alırken sanki ciğerlerimin içi çakıl taşlarıyla doluyor,
ateşim var çok üşüyorum,
kulaklarım çok kaşnıyor,
midem bulanırken karnım çok ama çok ağrıyor, hiç ilaç almadım,
sıcak ılık birşey içmedim, mutfak masasının üzerinde bi parça kek vardı onu yedim,
sonra geldim bilgisayarı açtım müzik dinlemek için,
bir iki mesaj attım merak ettim,
babam hala gelmedi, çok özledim tarçını bir de babamı,
bir gün bir rüya görsem , ısmarlma rüya, tarçın birde ben,
gezsek konuşsak, ben anlatsam o gülse, o güldükçe ben daha çok neşelensem,
anlatsam ona, sonra sana bir sır veriyim mi desem,
biliyor musun böyle oldu diye herşeyi anlatsam, bana sormadıklarını anlatsam,
sonra eğer ben ağlarsam o minik patileri ile beni teselli etse,
ben ne zaman ağlasam yanıma gelirdi bana bakardı, biliyor musun o çok iyi halden anlardı,
ısmarla neşeli rüyama bile efkar soktum ama, işte sonunda o ben biri daha üçümüz kırlarda bayırlarda koşsak, koşup koşup yorulup kendimizi çimenlerin üzerine sırt üstü atsak,
gökkuşağı olsa ama yağmur yağmamış olsa,
sonra gündüz olsa ama yıldız kaysa dilek tutsak,
gökten eti puflar bonibonlar yağsa,
sonra kanatlarımız olsa uçsak, uçsak, uçsak...
arıyorum açmıyorlar, neden bilmiyorum,
kimse neden bilmiyor, kimse neden diyecek kadar cesur değil,
neden taşın altına elini sokan hep ben oluyorum?
yılanın soktuğu da ben?
2 yorum:
kanın çok tatlı senin ondan bebiimm:)
bi de senin ellerini taşların altında ezen elleri soba maşasıyla yakarım.
kibriti yakıp üzerlerine yürürüm.
gıcık olurum onlara
taşın altına elini sokup sokmamak sana kalmış bir şey. eğer istersen sokmazsın ve yılan seni sokmaz.
Yorum Gönder