
hani bir ödev vardır, öğretmen iki öğrenciye ayrı ayrı pamuğa fasülye ektirir ikiside sular fasülyelerini biri karanlık bir rutubetli kötü kokan bir lavabo altına diğeri ise aydınlık misler gibi havadar bir yere koyar sonra kıyaslarlar,zayıfcacık dalları, yeşil değil de sarıdır bir tanesinin yaprakları
ancak ikisi de merak etimişti, üstelik bir tanesi daha fazla, onun fasülyesi bile yalnız kalmıştı,arada bir gizlice bakıp ilk filizlenişi seyretmişti,uyuduğunu düşünüyordu o yüzden biraz rahattı,ikiside emek sartetmişti,hatta birisi daha fazla çünkü o her açıp kapadığında kötü kokan lavabo altı dolabını ciğerleri yanmıştı bir kere, ikisinin fasülyesine bakmıştı insanlar bir tanesininkine gülerek diğerininkine ise biraz göz süzerek,oysaki o daha çok merak etmişti,şimdi fasülyesini karanlığa bırakmış zavallı, meraklı, hevesli kız çocuğu gibiyim, çok bekledim ben zor sabrettim,desemde sarı da olsa yaprakları bi süzgün bir saf saf baksada fasülyem, gözleri var onun ben biliyorum desem,fısıldasam kulağına da çok çirkinsin sen diye,
onun o süzgün onun o çirkin dallarını yerim ben zaten bir yerden sonra nalet olsun emeğimededirtiyor bu bırtlı deneyler, ben civayı avuçlarıma döküp oynamaktan daha çok zevk aldım yıllar sonra, sonra öğrendim ki kanser yapıyormuş,kanser olursam hastaneye yatarsam, sonra saçlarım dökülürse, kaşlarım bir daha çıkmazsa,saçıma steril yeşil bone takarlarsa, burnuma hortumlar takıp beni makinelere bağlarlarsa kim beni sever, bir kere ilaç kokarım ben,şampuan kokmam,
ellerim titrer kimse tırnaklarıma oje bile süremez, özenirdeki kız benim yolumu gözlemez zaten pek tanımıyor, geçen sefer başkasına yönlerdirdi, kanser olmak istemem, yalnız ölmek de istemem, o yüzden yalnız yemek yemiyorum,melekle bile yerim bizim sınıftaki ama yalnız yemem,
onunla ölmiyim Allahım sürekli ayrıldığı o ıraklı sevgilisini anlatıyor,onları barıştırabileceğimi mi düşüyor acaba
oysaki ben selçukla bu ikisini yakıştırdım birininki tacikistandaymış falan acıklı iletileri var "sen hiç severek ayrıldın mı" gibi cahil bundan güzel ayrılık mı var
yani hala seviyorsun ya nefret etsen ya tiksinsen ya görünce böğğ diye kusasın gelse, erkeksiniz işte hepiniz aynı şimdi seve seve ayrıldı ya bu akıllı olurki
kızı bir yerde görürüm sonracığıma kem küm olurum gözlerinin içine bakamam bakarsam dayanamam ağlarım diye kasıyor, ağlarsan ağla ne olur, ben erkek olsam hiç utanmam
mesela ağlarım hem kızlar ağlayan erkekleri sever tiyo veriyim sana burdan;)ben mesala saçma sapan şeylere bile ağlarım, utanmam da ama siz gözünüzden dökülen yaşlarla
beraber haysiyetiniz namusunuz, gururunuz,bir kere erkekliğiniz de dökülecekmiş gibi hissediyorsunuz, o yüzden ağlamayın içinizde biriken gözyaşları gururunuzu,haysiyetinizi ve erkekliğiniz öyle bir boğacak ki, bende karşınıza geçip keh keh keh gülemesemde size ağlamayacağım,bir kere erkek dediğin geçmişi özletmemeli,nerden geldim buraya ben geri dön bebeğim.
melekle selçuğun alevlendiremediğim aşkından bahsediyodum olmadı yar su testisine dolmadı yar,sen belki başlaydın
zihnim bin oniki parçaya bölünmüş galiba, bugün kıvrana kıvrana revire gidip ilaç istiyorum dediğimde -aa bunlar modamı, şapkanı nerden aldın diye soran,şık mı olmak istiyorsun diye sırıtaniki menepozlu hemşire bozuntusuna pöyküremedim diye çok sinirliyim, ama burdan size sesleniyorum beyninde ki kılcal damarların bir ellerinin parmak sayısını bile geçemediği biri kızıl diğeri sarı kız kurusu, son zamanlarda çokta moda birşey var herkes birbirine ayakkabı fırlatıyor ayağımdaki topuklarını yeni çaktırdığım çizmelerimle beyninizi parçalayabilirdim ama, üç lira verdim kan man bulaşmasın temizleyemem,hele o otuduğu yerden kalmayan dangoloş seni,hastaydım tamam mı hastaydım laf sokacağına işini yapamaz mıydın, hem belki mutlu olurdum,bir tane gülerdin ben zaten sana gülerdim ki,hatta eti puf bile getirirdim sana yarın eline verirdim derdim ki-dün verdiğiniz ilaç çok makbule geçti çam sakızı çoban armağanı, ama sen kaybettin,küçük hemşire, zavallı hemşireler,bir daha seni görürsem uzaylı görmüş gibi bakıcağım ki ilk işin aynaya bakıp acaba bana nolmuş nasılda bakıyorlardı diceksin,hem beni okulun güvenlikleri bile tanıyor dediler ki ooo fir kartın mı yok geç falan, seni attırırım bu okuldan,
görersin gününü, sonra moda neymiş şıklık neymiş evde geçirdiğin uzun günlerde fashion tw yi izleye izleye öğrenirsin, şapkamıda aksesorize dan almadım seni kekledim, sanki alacak bi de bu embesil nerden aldın dedi bana,hastalara laf sokanlara eti puf yemek ömürleri boyunca naaasip kımsfet olmasın amiiin emi amiin.
yazıma başladığımda içimde insanlığa dair minik minik sevgi tohumları vardı ancak sonra pöykürdüm, siz benim böle pöykürdüğüme bakmayında üzüldüm yahu,kalp kırmak ne kolay zaten, kır parçala evladım, bu dünya böyle değildi dicemde küçükken bile kelek deneyler gelmiş şansıma sevdiğim şey beni kansere kadar bile sürükleyecekmişneredeyse zor kurtarmışım paçamı, dünya işte diyip geçemessin sen kendin ettin derseniz bana küserim size, şu anda verebileceğim en büyük tepki de bu, küstüm size,
aşure kabulune açılmıştır sınır kapılarımız, hatta sabahın köründe beni evine misafir etsene aşureci başı 4 kase yiyeyim ordan kursuna beraber gideriz sonra notları toparlar deliler gibi ders çalşırız o uhrevi mekanda bende ders çalışırım bir köşede, kameralara el sallarım, bir iki kısmet çıkarsa söz adımı söylemeyeceğim melek derim bile hatta adımı derim ki ben ıraklı sevgilmden ayrıldım tacik var selçuk var.....
3 yorum:
hi hi...
bu yüzden:p
kuduruk seniiiiiii..
Yorum Gönder