25 Şubat 2010 Perşembe

ani oldu

ödev yapıyordum du bi blog yazıyım diye koşa koşa geldim,
bi tabak pırasa yiyerek yanakları al al olan biri varsa işte o benim,
hergün eve giderken co markete uğramayıp direk eve gelmem bile omuzlarıma binen çok ağır bir yük benim,
böyle başım eğik geliyorum eve, ayakkabılarımın birini bir yere birini bir yere atasım geliyor, çılgın yaşlılar gibi ona buna karışasım herkese laf yetiştiresim geliyor, camdan aşağıya tüküresim geliyor, hatta tükürmek de yetmez kusasım geliyor,
markete gidip çikolata dünyasını takip edememekten mütevellit, içimde ki çocuk yaptığım msn galeri testinde 12-18 yaş arası ergen çıktı, lan benim içimdeki çocuk yaşladı, sonra tahmin ettiğininz gibi başka testlere tabi tuttum kendimi, en mallarını seçtim,meşe palamut oldum testlerin sonlarında, stresli miyim öğrendim, en nihayetinde malım falan onu da kendim çözdüm,
halen yanaklarım al al ve yanaktan ateş atan ilk kız ejdarha ben olacağım diye hafiften heyecan var içimde,
ayrıca bugün ayakkabımın topuğunu yitirdim, ardıma bakmadım nerede diye, ömrü dolmuştu farkındaydım da işte ayakkabımla vedalaşamadım bir türlüsü,
sonra dolmuştu bi çocuk vardı ayakta pembe gömlekli, telefonu çalıyor çalıyor açmıyordu, lan sesini kıs bari, neyse zaten böyle ona buna çatasım var durumları olduğu için ters ters bakmakla yetindim, sonra açtı bu saf telefonu dediki az sonra yazacaklarımı tırnak işareti içersine alacağım ki önemli olduğu okuyucu tarafından da farkedilsin;
"kızım açmıyorsam telefonu, musait değilim dimi?(ağzından tükürükler saçarak konuşuyordu, bir yandan da pembe göleğini düşük bel pantolonun içersine yerleştirmeye çalışıyordu, ve tüm dolmuş pür dikkat zatı şahanelerini dinliyordu, sonra kız bişiler dedi, kız biraz gurusuz falandı galiba çözemedim) ebruuuu şansını zorluyorsun" dedi ve kapattı, yol boyunca az önceki mobil çakasından geçilmedi, minibüsten aşağı inerken sırtından bi tekme atasım, bir daha da da da da anlamadım ben bu hikayede çocuğun neresine kılım neyse işte, anlayın bu çocuk bile beni iki saat seri katil gibi düşündürdü, dövülür ki bu dedirtti belki çok masumdu. Benim gözümde ise suçluydu çok suçluydu, tüm nutelları yiyip dünyadakileri nutellasız bırakmış biri kadar, uçurumdan atlayan ilk koyun kadar suçluydu.
neyse sonra eve geldim, hacerin pantolonunu giymiştim sonra hızlıca odama geçip bir anda ev haline büründüm, esasında benim dışarıdan eve gelip eve ısınmam uzun sürüyor, sonra bir bardak süt içip spor yaptım tam bir saat, sonra baygınlık aşamasında pırasa yedim ve hala yanağına alllık yerine ruj sürmüş salak küçük kızlar gibiyim.

birde benim bir sıkıntım var enesin ödevini neden ben yapıyorum bir anlam veremesemde elime tutuşturuyor, böyle bir anda al bitti derken buluyorum kendimi, birde tepegöz beğenmiyor ödevi, yazın çirkin diye çemkiriyor, böyle gerilip gerilip ağzının ortasına vuracaksın da bakmayın ben çocukları seviyorum.

işte böyle, ayrıca ağaçlar çiçek açmış resmen bahar gelmiş,geçen sene bu zamanlar geldi aklıma, ah o eski baharlar dedim de annem bana güldü, gülme anne gülme ben çok güzel baharlar yaşadım diyince de duygulandı, bu anneler de ilgin mahluklar, gargamel kadar sinirliyken heidi gibi ağlayabilirler, gargamel dedim ayıp ettim pırasa yapmış bana yok bu bana yakışmadı:)

Hiç yorum yok: