24 Nisan 2026 Cuma

İstanbul’da miting havası

 Herkes ama herkes bişeyi kutlarcasına dışarı çıkmıştı, biz de farkında olmadan o kalabalığa dalmış iki avanak gibi yollarda omuz boşluklarından kendimize aralıklar bulup biraz yol aldık sonra kendimizi evimizin sakinliğine attık. Pandemide acaba yollar kaldırımlar üzüldü mü dinlendi mi? Kalabalıkların olmadığı bir dünya arzularken hepimiz yalnızlıklardan çok bunaldık. Pandemi yasını tutmadığımız bir hadiseydi. Pandemi sonrası garipseme, travma sonrası büyüme gibi oldu. Bu tabiri travma sonrası deneyim kazanıp reel olmasa da yaşantıda bir zenginleşme olarak görmek anlamında kullanıyoruz derslerde. Denetim odağı içsel olanlarda daha çok fayda sağlama görülmüş. Ama pandemi olayının hala tozunu üstümüzden atamadık. Ben o zamanlar idrak edemediğim için bugün sokakların aşırı kalabalığı beni o zamanlara kapanmadan önceki son günlere götürdü. Sanki bi daha sokağa çıkmayacakmışız gibi sokağa çıkmak o burun kıvırdığım her şeyi marketten poşet taşımak ekmek almak hevesle yapmak yaşama tutunduğumuz bir dal bir yoldu. Hiç unutmam çocukların saatinde Ömer ve Feyzayı vadiye götürmüştüm etrafa saçılan bir sürü çocuk ve dur yapma elleme diyen annelere bakıp yere çömüp ağlamak istedim pandeminin benim için ilk kırılma noktasıydı. İkincisi de babamlara 3 ay gibi bir süre sonra ilk defa gidince babamın bize virüsmüşüz gibi korkması sarılmaması. O zaman babamın yaşamayı benden çok sevdiğini anladım benden çok yaşamış olması hevesini kırar diye düşünmüştüm. Bir diğer kırılma noktası da uzun bir süre maske taktıktan sonra, Ensar’la ilk maskeli fotoğrafımızı -anı olsun diye çekmiştim sanki iki kere maske takacakmışız gibi düşünüp bunu komik bulmuştum- görüp hala geçmediğini anlamamdı. Aşırı optimist bir insan olduğumdan asla kimsenin ölmeyeceğine bunun bir iki hafta içinde biteceğine inanmıştım. Her uzatmayı tedbiren diye düşünüp kendimi avutmuştum. Belki hayatının son demlerinde olanlar bir sürü şeyi son kez yapıp yapamayacak olmanın kaygısı ile gittiler belki onlarda umutluydular. Bilmiyorum pandemi yasını tutmadık o rahatlama hissi ile bir daha yaşamama arzusu ile aman aman susun bi daha olmasın üç harfli muamelesi yaptık ona. Çocuklarım olmasaydı ve o zamanlar destek almasaydım semt içi sürekli babanne evine gitmeseydik yarısında bahçemiz olmasaydı şuan bu kadar beni etkilediğine bile ayık olmayacaktım. Çoğu kaygımın özellikle de sevdiklerim ölecek kaygımın artık yaştan bağımsız bir hal aldığı tohum zamanları. Sonra çareyi sevdiklerini daha az sevmekte bolmuş olabilirim ve dağ başına taşınma isteği uyandı bende. Arada bir kurduğum bir hayal çocuklar ben ensar bir taş evdeyiz havumuz ve evimiz Ege denizi manzaralı bahçede ılık bir yaz akşamı köpeğimiz bile var ben sofrada son hazırlıklar Ömer Feyza koşuşuyor ensar son ana kadar totosunu kıpırdatmıyor hazır diyorum gelin kimse yok sokak yok insan yok aynı pandemi gibi mekan hariç çoğu şey benzer neden böyle bir hayal o kadar travma yaş dedikten sonra bilmiyorum bir de biraz hava esiyor. Bugün Ensar mihrimahta namaz kılarken hayatın geçip gittiğine ağlayacak oldum bu hayalim olsun diye  beklerken çocuklar koşuşma yaşımı geçiyor. Ensar belki mutfakta bana yardım edecek yaşa geliyor ben de belki dışarıdan şöyleme tembelliğine gelicem hala hayal orada zaman durmuş gibi dönüyor. Bu da böyle bir anımdı 

Hiç yorum yok: