Bir yer yatağından uyanmıştı, beli ağrımazdı o zamanlar. Oysa şimdi bu dönemde akrep burçlarında bel ağrıları görülebilir diyen astroloğu, kendine biyolojik bir hastalık kondurmak istemeyecek kadar ilgiyle dinlerken o günler aklına geldi. O zamanlar, kendisi oradayken olan o zamanlar yer yatağından, uykusunu almış diş sıkmanın ne melem ne başa bela bir sabah bunaltısı olduğunu bilmeden güne neşeyle, sonradan farkettiği bir maske ile uyandığını bilmeden kalkardı. Kendini bilmemezliğin verdiği bir garip mutluluk. Kendini bilmek ne çok övülür oysa bazen bilmememek ne güzelmiş bilmezdi. Camel sigarasını fosur fosur içer havaya yaprağa ağaca falan bakmaz hatta önüne bile bakmaz sürekli düşerdi. Gece düşlerinde ne görürdü ne görmezdi kimse bilmez. Onu dışarıdan görenler ne düşünürdü kendi bilmez böyle bakardı saf saf. Sonra ne güzel diyeceği günleri hatırlarken aslında şimdi o an orada olsa tekme tokat gireşeceği o hallerine hiç merhamet etmeyeceğini de bilmezdi. Ben yalnızlar yalnızı o o o ooooo diye mırıldanırken ne hissettiğini bile bilmezdi. Havada asılı bir bulutta, herkese ve herşeye dışarıdan bakan bir kopuklukta yaşadığını anlamlandırması bile ne kadar zaman aldı. Onun bedeli de tüm bu kendiliğindenliğinin bozulması pahasına ayaklarım yere bassın yeter diye gittiği kahverengi koltuklu odada kendini lime lime açmak oldu. Bilmedikleri ile yüzleşmek. O aslında bana hep kızardı o beni suçlardı diye kendini savunamayacak herkesi ilk defa gömdü. Sonra derin bir suçlulukla oradan ayrıldı. Biraz biraz ağaçları havayı farketti. Çocuklarım dedi onlara bakıyorum ama göremiyorum sanki. Buydu onun derdi. Onları görmek uğruna çıktığı yolda görmemesi gereken çok şeyler gördü. Belki herşey çok düz çok kolay çok basitti. Reçetesi biraz yer yatağında uyu sabahları corn flakes ye falandı belki kim bilir (astroloğa inanan mal geldi)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder